Aylar önce Barış Manço’nun şarkısından
esinlenip ifade ettiğim durumların devamını getirme yazısıdır bu.. ilkini
okumak isteyenler için link
Neydi aslında ana fikir: “eşitli
yollarda seyahatini sür ve kendi yolunu bul; tıpkı diğer herkes gibi.. Herkesin
yolu kendine doğru ve seçimlerinin bir parçası; saygı duy-herkesin bir amaca
hizmet etmekte olduğunu hep aklında tut ve sen sadece kendi yoluna odaklan!”
Bugün ise kendi yolumuzu bulmak ve
o yolda devam edebilmek için arkamızda bırakmak zorunda olduklarımızdan
bahsetmek istiyorum.
Çok böyle bir his değil mi; yol
ilerledikçe sanki her köşede, her dönemeçte birileri arkamızda kaldı. Kimi
zaman karşılıklı hoşgörü ve anlayış içeren vedalar; kimi zaman çok sert
kapışmalar; kimi zaman sessiz ama söylenmemiş yüklü kelimelerle dolu vedalar,
vazgeçler, ardında bırakışlar – bırakılışlar.. Adı her ne ise!
Peki neden mi böyle olmak zorunda?
Çünkü eğer “onlar” olsaydı sen bu yola giremezdin ya da girdiğin yolda devam
edemezdin! Artık sana hizmet etmiyorlardı demek ki; dolayısıyla sen de onlara..
Enerjiler değişti, yeni frekanslarımız birbirinden farklılaştı ve
kontratlarınız bitti! Yeni kontratlar yeni başka insanlarla yapıldı,
yapılmakta. ~bu kontrat konusu çok derin bir konu; bu nedenle başlı başına ayrı
bir yazı olacak..~
Dönersek ana soruya; çünkü zamanı gelmişti, “ben olmanın” – “fedakarlıklara son demenin” – “kendi özgürlüğüne kucak açmanın” – “kendini, beğenilerini ve seni sen yapan her şeyi keşfetmenin”… Evet çünkü onlar engeldi. Seni oyalıyorlardı ve “seni sen olmaktan; gerçek seni bulmaktan alıkoyuyorlardı”. Düşünsene onlarsız da mutlu değil misin? Var mı bir özlem ya da eksiklik?
Şöyle düşün; şu an yanında olmayan hiç kimse zaten seninle bu yolu arayamaz; bulunca da bu yola seninle birlikte çıkamazdı. Ne mi olurdu: ya seni de vazgeçirirdi ya da –mış gibilerle yolunu şaşırtırdı. Bu yüzden iyi ki yoklar iyi ki “seni gerileten, sırtında yük olan herkesi ve her şeyi” geride bırakabilmişsin.. Şu an belki yalnızlık zor geliyor, alıştığın şeyleri bulamamak buruk hissettiriyor ama inan geçecek! Ve evet şu an olsalar da sana daha iyi hissetmeyeceklerdi hiçbiri! Sadece sana bir şeyleri erteletmeye devam edip; gerçek olmayan şeylere tutunarak oyalanmalarını sağlayacaklardı. Evet maalesef bu.. Artık senin yanındaki görevleri bitti; sana göstermeleri gerekenleri gösterdiler; öğretilerini aldın ve artık “kendin için” adımlar atmaya başladın. Zaten onları rahatsız eden de bu oldu belki de.. Önce kendin için adımlar atıyor olmaya başlaman! Çünkü alışkın oldukları bu değildi. Bir düşünsene; nasıldı sana yaklaşımları ve senin cavapların.. Sen her şeye “eyvallah” derken her şey güzeldi di mi..? Sonra ne oldu? “Ey özgürlük” dedin ve “kendi gerçek yoluna” adım atma cesaretine büründün! Evet bu bir cesaretti! Belki de her şeyi arkanda bırakıp, yeniden başlamak adına atılmış büyük bir cesaret adımı.. Ve bunu sadece kendin için yaptın ve iyi ki de yaptın!
......henüz yapamadın mı? O zaman
ne duruyorsun? At hadi o adımı.. LÜTFEN.. Kendin için yap bunu! Bak senin hiç
tanımayan; senden etrafını kuşatan diğer pek çokları gibi bir menfaati olmayan
birinin ricası bu..sadece senin için..geleceğine ekeceğin her şey bugünden
başlasın hadi!
Hadiiiii; hatırla! Senin yolun sana
doğru! Kim ne derse desin: senin yolun sana doğru ve süreç yalnızlık gibi
görünse de bu günlerde bu adımı atmalısın..
Korkmana gerek yok! Sadece kendine
güven ve at o ilk adımı bak devamı nasıl da güzel geliyor..
Evrene ait; orada yankılanabilecek
sesini bul ve lütfen artık kendi şarkını söyle! Çünkü evren sadece kendine ait
sesleri duyar! Hadi bul sen gibi konuşmanı sağlayacak o sesleri..
Kendi yolunuzda, kendiniz gibi
yürüyerek devam edebileceğiniz nice güzel günlere ve cesaret yüklü adımlara..
Coşku ve keyif ile..
14.08.19
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder