Geçmişte birçok araştırma da
kanıtlamıştır ki; “iyi bir araba, güzel bir ev, yüksek kazanç, sınavlardan
alınan yüksek notlar, mükemmel bir fiziğe sahip olmak ve hatta iyi bir evliliğe
sahip olmak” gibi olgular aslında ilk sahip olunan anda bizi mutlu etse de
zaman içinde etkisini kaybederek hayatımızın sıradan yığılımındaki raflarda
yerlerini alırlar.. Belki artık onlara sahip olduğumuzdan belki zaten erişilmiş
bir amaç olduklarından bizi “hazsal doyum”a ulaştırmış ve sıradanlaşmış
olurlar!
Oysaki deneyimler..
Mesela “güzel bir tatil, hayranı
olduğumuz o sanatçının konseri, hep izlemek istediğimiz o müzikal, ilgi
alanımızla ilgili bir müzede saatlerce dolaşmak, güzel yemekler – güzel
şaraplar tatmak, yeni kültürler tanımak, hiçbir şeye kafa yormadan bir günü
sadece kendinize ayırmak, sahil kenarında veya yeşilliklerin arasında
sevdiklerinizle geçen bir gün, haftada 1 saatinizi ayırdığınız ama enerjinizi
müthiş derecede yükselten o dans kursu, haftanın 2 günü gittiğiniz spor
salonu..” örnekleri sonsuza uzatabiliriz değil mi?
Sezgileriniz aksini iddia etse bile
bu değişmez bir gerçektir ki deneyimlerin size sunduğu haz zaman içinde daha
çok artarken; maddesel olgulardan aldığınız haz hızla azalır..
Deneyimlerden alınan hazzın zaman
içinde artarak bizi daha mutlu kılmasında şüphesiz ki; başkalarına anlatılası
şeyler olması, ve bunun sonucunda da kendimizi daha değerli hissettirmesi ve bu
imajı karşı tarafa taşımamız anlamında etkileri büyüktür.
Bu nedenle kendimizi; önce kendimize
sonra da dış dünyaya en iyi şekilde ifade edebileceğimiz uğraş alanlarımızı
bulmamız önemlidir.
Düşünsenize sürekli uğraştınız; zihninizi boşaltmanıza
yardımcı; size sadece fayda sağlayan ve sosyal ortamlarda da kimliğinizi
hatırlanır kılmanızı sağlayan o hobi alana hayatınızda yer açmak mükemmel olmaz
mıydı?
Şimdi kendinizi bu açıdan
değerlendirerek; hayatınızdaki mutluluk tanımlarını yeniden yapmaya ne
dersiniz..
Bol keyif ve sevgi ile..
03.05.18
03.05.18
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder