31.1.21

Bizi Yöneten Bilinçaltımız iken; bir deney ile anlatımı👇🏻


 Daha önceki paylaşımlarımda #bilinçaltı mızın biz hiç farkında olmadan hayatımızı nasıl yapılandırdığına çokça yer vermiştim.


Şimdi ise Kalifornia Üniversitesi’nde beyin cerrahlığı yapan #ItzhakFried in sara hastaları üzerinde gerçekleştirdiği deney ile bu görüşü pekiştirmek istiyorum.

↘️

Şiddetli sara nöbetlerinin nedenlerini anlama amaçlı ameliyat geçiren 12 hasta; aynı zamanda söz konusu bu deneye de katılmaya da gönüllü olmuşlardı.

➖Sara hastalarının beyinlerine her birinde saç teli inceliğinde elektrotlar bulunan birkaç duyarga yerleştirdi.

Ve işaret parmaklarının altına da bir düğme yerleştirildi.

Ve de izletilmek üzere ekrana da bir saat kadranı konuldu.

➖Ameliyat sırasında bilinçleri açık olan hastalardan saat kadranın en az bir tam dönüşünü beklemeleri ve ardından “düğmeye basma dürtüsünü hissettiklerinde" tuşa basmaları söylendi.

➖ Deneyin sonuçlarını sinir bilimci olan Gabriel Kreiman incelediğinde; ilk karar verme dürtüsünden mili saniyeler öncesinde, tek başına ateşlenen nöronları fark etti. 

Bu nöronlar beyinin hareketle ilgili motor ön destek bölgesindeydi. ➖Deneyin sonucunda şunun farkına varıldı ki, biz bir şeyin kararını almadan önce zaten beynimize o komut gitmiş oluyor. Yani sinirler, bir kararın almasından çok önce, o kararla ilgili ateşlenmiş oluyordu! 

➖Bu da irademizle aldığımız kararın aslında bilinçaltımızın bir kararı olduğunu gösteriyor. 

➖Özetle; bu sonuçlar bilim açısından şu anlama geliyordu ki: <özgür iradeyle oluşturulduğu sanılan bir kararın, aslında bilinçaltı tarafından ateşlendiğinin sinirbilimsel ve somut ölçümüydü.>

↘️

“Beyin sizin için bir karar hazırlıyor, sonra siz bunu bilincinize çıkarırken, zarlar zaten atılmış oluyor.” ~ John-Dylan Haynes

“Eğer bir şeylere bakma şeklinizi değiştirirseniz, baktığınız şeyler değişir”

 “Eğer bir şeylere bakma şeklinizi değiştirirseniz, baktığınız şeyler değişir” Dr.Wayne Dyer 



↘️

Kurumsal kariyerimde; bir pazarlamacı olarak ürün; servis ve marka iletişimlerinde aslında hep bu rotayı izlemiştim.

Pazarladığım “alt tarafı” şampuan, tuvalet kağıdı, sigorta ürünleri olmuştu ama aslında bu temel ürünlere karşı tutumları değiştirerek hatta ihtiyacı yaratarak ya da fark ettirerek yani “bakılana bakılma şeklini değiştirebilmek” çabasıyla pazar payı arttırmak olmuştu amaç!

➖Tüketicilerin o şampuan / sigorta poliçesini sanki bir sanat devi; victoria’s secret yıldızı gibi “görmesini-algılamasını” sağlayıcı ne varsa yapalım..haydi biraz daha köpürtelim!

↘️

Evet aslında herşey algılarımızda..👇🏻

Zihnime kazınmıştır #EugèneDelacroix söylemi: biz romantik olduktan sonra dağlar güzelleşti.

↘️

Sonra bakış açımı değişik yönlerden geliştirdikçe; #kuantumdüşüncetekniği derinlerine indikçe gördüm ki; o günlerde farklı bir motivasyonla kullandığım bu bakış açısının; insan hayatına gerçek katkı sunabilecek bambaşka bir derinliği de varmış...

↘️

Hayatta iyi denilen de; kötü denilen de bir arada ve var..hepsi birşeylere hizmet etmekte. 

🌀Belki de eksiklik iyi ya da kötü tanımlarımızdadır..?

🌀Belki de artık paradigma değiştirme zamanımız gelmiştir..?

🌀Bazen başımıza gelişi o an için kötü gibi görülen olay belki de büyük resimde bir iyiye-iyiliğe alan açmaktadır..?

🌀Bazen bize kötü davrandığını düşündüğümüz birisi ile belki de ilahi bir konumuzun çözümü için bir araya gelmişizdir; bir öğretiyi almamızı sağlamaktadır..?

↘️

Yanılmıyorsam #hamlet de geçiyordu: “iyi veya kötü yoktur, aslında düşüncelerdir onları öyle yapan.”

↘️

🌀Yaşadıklarımıza ya da yaşayamadıklarımıza bir de bu gözle baksak bu neyi yaratır?

↘️

🌀“Birşey kendi içinde ne iyi ne de kötüdür; bütünsel resimde ve de bize ifadesi anlamında iyi ya da kötüdür” desek;

➕etrafımdaki insanların davranışları ve düşünce yapılarıyla ilgili çok fazla bir şey yapamam ama onlarla baş etme-yönetme; kendim için ferahlık yaratma gücüne sahibim; bakış açımı geliştirebilirim;  desek;

➡️bu bizim için hangi alanları açar? - Bakış açılarımızda neler değişir? 

- Ve bunun bizden başlayarak bütüne katkısı ne OLur? 

#isiginihatirla #sorularlayaratım #birleşerekyükseliyoruz 

23.1.21

İmgeleme Tekniği Hayatımızda Neyi Yaratır?

Bilinçaltının farkında olmayan kişi, başına her geleni ‘kader’ zanneder. ~Carl Gustav Jung



#NatalieReid #5AdımdaKuantum

#Bilinçaltı bilgimiz dışında yüklenmiş bir bilgisayar programı gibidir.

Öğrendiğimiz her bilgiyi, her yemini, inandığımız her şeyi depolar ve içinde barındırır. Görevi içinde barındırdıklarıyla hayatımızı yapılandırmaktır; hem de biz hiç farkında olmadan!

Bilinçaltımızın hayatımızı inşa derken hangi kalıbı, şablonu kullandığını bilemediğimiz için önce bunu keşfetmek kıymetlidir.

Onu keşfedip; kayıtladıklarını fark edince üzerinde düzeltmeler yapmamız (kolaylıkla) mümkün olabilir. Bu noktada kendi hayatımızın (yeniden) inşasında yeni çözümler üretmeye başlayabilir; yüklerden arınıp hayatımızı rahatlatabilir ve niyetlerimizi hayatımıza çekebiliriz.


➖Bilinçaltımızın ilginç bir özelliği vardır ki onu kolaylıkla kandırabiliriz de. Yani bilinçaltımız gerçekten yaşadığımız olaylarla, yaşadığımızı hayal ettiğimiz olayları birbirinden ayırt edemez.

👇🏻

Yıllar önce üç ayrı basketbol takımı üzerinde bir deney yapılmış. Takımlardan biri normal antrenmalarını uygulamaya devam ederken diğer takım bu süre boyunca hiç antrenman yapmamış, üçüncü takım ise hiç antrenman yapmamış ancak meditasyon yolu ile yaptıklarını hayal edip gözlerinin önüne getirmişler.

Sonuçlar oldukça şaşırtıcı olmuş.Hiç antrenman yapmayan takım hiçbir gelişme göstermezken; antrenman yapan takım ile antrenman yaptıgını hayal eden takım oyucuları benzer gelişmeyi göstermiş. 

➖Şaşırtıcı değil mi?


Kısacası eğer bilinçaltınızı daha sağlıklı,daha mutlu hatta daha zengin olmaya başladığınıza ikna ederseniz tüm bunlar gerçek OLabilir; çünkü bilinçaltınız hayatınızı bu yönde şekillendirmeye başlayacaktır.


▶️Fakat, bilinçaltınızla yapacağınız konuşma sözlerden ibaret olmamalıdır. Ona söyleyeceğiniz her kelimeye kalpten inanmalısınız. Niyetlerinize OLmuşçasına duyguyu katmalı; gerçekleşmiş OLduğunda ne hissedersiniz; bunu adeta yaşamalısınız..çünkü kalbinizden gelenler bilinçaltınızı inandırabilir.

👇🏻

Bilinçaltınızı istediğiniz hayatı yaratmaya yönlendirmede en etkili yollardan biri meditatif yaklaşımla görüntü oluşturma yani #vizyonlama tekniğidir #imgeleme

↘️

Görüntü oluşturmak, gerçekten olmasını arzu ettiğiniz şey olmuş gibi gözünüzde canlandırmak, onu her ayrıntısıyla canlandırmaktır.

Bunu yaparken gözünüzde bir resim canlandırmak zorunda değilsiniz.

Tekniğin adında görüntü geçiyor olsa da aslında görüntüyle değil de hislerle daha çok bağlantılıdır. Önemli olan hayal ettiğiniz şeyi kalben derinlerde samimiyetle hissetmeniz, gerçek olduguna inanmanızdır. Bilinçaltınızı inandıracak olan da çizdiğiniz resim değil derinden hissettiğinizdir.


🌀Bu deneyim için bir süre gözlerinizi kapatın. Arzu ettiğiniz şey üzerine yoğunlaşın ve ona sahip oldugunuzu düşünün. Gerçek olan hayalinizi gözünüzde canlandırın veya hissetmeye çalışın. Onun varlığı size ne hissettiriyor bunu düşünün. 

Sizi ne kadar heyecanlandırıyor? Mutlu ediyor? Rahatlatıyor? Zihninizde herhangi bir görüntü canlanmıyorsa bile onu hissetmeniz yeterlidir. Sadece hislerinize odaklanın. O anın gerçek olduğunu, ona sahip olduğunuzu farzedin.


OLdu bile 💚🦋

Nasıl manipüle ediliyoruz?




"Bir şeyin gerçek olması pek o kadar da önemli değildir; fakat gerçek olarak algılanması çok önemlidir." Henry Kissinger 


Tam #bilinçaltı na uygun bir söylem. Önemli OLan onun şeyleri nasıl algılayıp, kayıtladığıdır. Ve bir ölçüde de manüplasyonlara alan açan unsurumuzdur. Nasıl?

🌀Halkla ilişkilerin babası anılan; modern propagandanın kurucusu #EdwardLouisBernays yaklaşımları bunun tam da örneğidir. Geliştirdiği çok örnek vardır (P&G, LuckyStrike, GeneralElectric, hatta CIA için geliştirdiği çok strateji vardır); ama kadınları sigaraya nasıl başlattığı örneğini konuşalım.

Bu stratejide dayısı #Freud dan destek aldığını da belirtmeliyim.

↘️

Amerika’da kadınların sigara kullanması örfen yasak olduğu dönemler. Kadınlarda sigara içme oranı%5 ve toplumun yarısı kadınlardan oluşuyor. Dolayısıyla, kadınların sigaraya başlaması satışların nerdeyse ikiye katlanması demek! Marka yöneticileri Bernays’dan; derslerde bize anlatılan şekliyle O da dayısı Freud’dan destek istiyor. 

#özgürlük teması seçiliyor ve toplumu ikna psikolojisinde çığır açan sigaraya teşvik kampanyası kurgulanıyor #TorchesofFreedom👇🏻

➖Bir grup feminist kadınla anlaşıyor ve Paskalya Geçidi esnasında cep ya da jartiyerlerinden çıkardıkları sigaraları içmelerini istiyor. Gazeteciler de planlı olarak anları fotoğraflıyor haber şöyle servis ediliyor ‘kadınlar bu ülkede erkek egemen bir toplumda yaşıyor ve ellerinde tuttukları sigara onların özgürlüğünün simgesidir.’

Hikaye ise şöyle örülüyor ‘Özgürlük Heykeli’nin elindeki  meşale özgürlüğün simgesi, kadınların elindeki de bu sigara da kadınların özgürlük simgesidir’ 

Yani kadınlar, erkek egemen düzene karşı sigara yakarak özgürlük mücadelesi vermiş oluyorlar. Kampanya çok etkili oluyor; kurgu reklamlarla destekleniyor; diğer firmalar da benzer rotalar izliyor; bu bir mücadele haline geliyor ve pazar yaratılmış OLuyor! Kadınlarda sigara içme oranı %12 ardından %35e çıkıyor; zamanla neredeyse sigara içmeyen kadın kalmıyor.

▶️ #MarcelProust un dediği gibi “gerçek keşif, yeni topraklar bulmakla ilgili değil, yeni gözlerle bakmakla ilgilidir” #Bernays ın da yaptığı buydu. Benzer yöntemler hala kullanılıyor. Acaba hangilerine kanıyoruz, hangilerinin farkındayız?

🌀Biz de mağruz kaldığımız herşeye farklı gözlerle bakmaya başlasak; bu #bilinçlitüketim #farkındalık adına neyi yaratır?






22.1.21

Önce Kendine Sarılmaya Var mısın?


# DünyaSarılmaGünü Aslında 21Ocak ama; dün çok anılmıştır diye bugüne de etkiyi taşımak istedim. Sarılmaya hatta kucaklaşmaya adanmış; bilinen tarihiyle ilk kez1986'da Amerika’da kutlanmış bir gündür. Aslında bizleri sevdiklerimizle daha sık sarılmaya teşvik etmeyi amaçlayan bir gündür. Dünün paylaşımlarındaki önemli bir tema; #Covid19 bitse de sevdiklerimizle sarılsak OLmuşken; şu soruyla bir alan açmaya niyet ediyorum:

-Bugünler geçip; sevdiklerimize fiziksel bedenlerimizle de kavuşana kadar; önce kendimize sarılmayı denesek bu neyi yaratır?
*Aslında kıymetli bir sorum daha var; fiziksel bedenlerimiz kavuşamıyorsa #kuantumalanda kavuşmaya niyet etsek bu niyetler neyi yaratır? #sorularlayaratım

İşin enerji boyutu bir kenara; bu kadar kendimizle kaldığımız günlerde “kendimize sarılarak” işe başlasak nasıl olur? Belki şunu da eklemek istersiniz: bugünler de geçiyor-sevdiklerimizle de doyasıya kucaklaşmak yakın; ama şimdi/şu an kendime ve hayata sarılıyorum. Bunu yapabilmem için neler mümkün?
Ne dersiniz: ihtiyacımız OLanı önce kendimize vererek başlayalım mı? Neydi: “evren ve tüm evrenler benim gözümden&kalbimden görür OLanları” #ebrudemirhan
Eğer ki kendimize biçtiğimiz değerden daha fazlasını başkalarından bekliyorsak; kendimize yeteni veremeyip bunu dış dünyadan almayı umuyorsak işler pek de böyle ilerlememekte. Önceki paylaşımlarımda çokça yer vermiştim; #özsevgi #özsaygı #özşefkat kavramları çok kıymetlidir. “Kendimizi adeta bir bebeği kucaklar gibi kucaklar; bir bebeğe yaklaşır gibi ne Olursa OLsun kendimize #sevgi ve #şefkat ile yaklaşabilirsek” dış dünya da bize aynen o sevgi ve şefkat dolu yaklaşımlarda sunar her şeyi.
Aksi halde, eğer değer görülmeyeceğine ve buna layık olmadığına dair bir #bilinçaltı işletim sistemi varsa; bizi bizi yapan unsurlar bunu bize kanıtlamak için her türlü kurguyu geliştirir.
Kendimizle kucaklaşmayı öğrendiğimizde başkaları bizi sarsamayacak; kendimize sevgi ve anlayışla yaklaştığımızda başkalarınında da bunları bulabileceğiz. Ve neden bu insanlar hep beni buluyor durumları kuruyan yaprak misali düşüp gidecek; sevgi-anlayış-denge dolu ilişkilerle kuşanacağız. #bundandahaiyinasılOLur
Fiziksel OLarak kendimize sarılmak; kendimizi kucaklamak bu alanı çok güzel besler; ki içimizdeki çocuğa sarılmak da bunun bir parçası..
Ne derdi şarkı: “içindeki çocuğa sarıl sana insanı anlatır.” Bu da bir seçenek; izin verin içinizdeki çocuk size gerçeğinizi hatırlatsın. Işığınızı hatırlamanıza aracı OLan en yüksek ihtimalli çözümlerle kavuşmanız niyetiyle..
*Kendinizi sevmediğiniz her yerin yaratımını yakıp, yıkıp, yok etmeye ve yerine öz sevgiyi koymaya gönüllü OLur musunuz?

Sevgi ve ışıkla..

Sesin, Sözün, Düşüncenin Yapıcı ya da Yıkıcı Gücü..

Birkaç yıl önce #Ikea desteğiyle Dubai'de bir okulda bir deney gerçekleştirilmişti.

🌀Çiçeklerin insan davranışlarına verdikleri tepkinin ölçüldüğü deneyde; tamamen aynı fiziksel koşullara sahip iki çiçekten birine sürekli olarak iyi davranılırken diğerine tam tersi şekilde kötü davranılmış; aynı fiziksel koşullardaki 2 çiçeğin birine iyi, diğerine ise kötü söz söylendikten sonra değişimler gözlemlenmişti.
✳Öğrenciler, iyi davranılması gereken çiçeğe sürekli olarak güzel sözler ve övgüler yağdırdı.
Kötü davranılması gereken çiçeğe ise küfürler ve hakaretler yağdırıldı.
✅Deney 1 ay sürdü ve 1 ayın sonunda; sürekli olarak küfüre ve hakarete maruz kalan çiçek sararıp solduğu gözlemlendi.

Sonuçları eleştiren; inanmayanlar da çok olmuştu ki şu söz durumu güzel açıklar:
#Kuantumkuramı ile şok olmamış bir kişi onu henüz anlamamıştır #NielsBohr

Peki neydi bu durumun sebebi?

#Kuantum elle tutulmayan gözle görülmeyendir; yani her şeydir. Yaratılmış her zerrenin bir zekası olduğu bilgisidir. Einstein ve Plank’ın deneyleri ile şekillenen “kuantum fiziği” der ki; evrende her şey sadece ve sadece enerjiden oluşmaktadır. Atomları da oluşturan atom altı parçacıklar vardır ve onların davranışları sabit değildir; öngörülemez; tahmin edilemez. Onlar bilincini çevresinden alır ve çevresindekilere göre şekillenir.

Yani “küçüklerin dünyası” denilen bu alanda her şey değişkendir. Hiçbir şey tahmin edilemez; ve defalarca tekrarlanan deneyler göstermiştir ki kuantın (en küçük birim) nasıl hareket edeceğine etki eden yalnızca gözlemcinin (bilim insanı) düşüncesinin (bilincinin) hangi tutumda olduğudur. Her gözlemcide gözlenen alanda durum farklılık göstermektedir.

Yani bu demek oluyor ki; bizler bilincimizle etrafımızdaki katı gibi görünen eşyaların enerjilerine uyumlayabilir; eşyaları katı ve “bilinçsiz gibi görünen durumlarını kendi amacımıza hizmet edebilir” hale gelebiliriz.

Konunun bir diğer bazı da seslerin yaratım gücü. “Aslında sözlerin yapıcı ya da yıkıcı gücü de denilebilir.” Ve bu etki bundan daha iyi nasıl anlatılır?

Daha önce de bir paylaşımımda #sumoleküllerindeki benzer durumdan bahsetmiştim (hatırlamak isteyenler için https://www.instagram.com/tv/CFwdJ7wjtBK/?utm_source=ig_web_copy_link


🌀Sesimiz; sözümüz ve düşüncelerimizle kendi gerçekliğimizi yaratabilmemiz için neler mümkün? #bdino #bundandahaiyinasılolur 🤗 #kuantumdüşüncetekniği #kuantumdüşünce #ışığınıhatırla #isiginihatirla #sorularlayaratım

21.1.21

Sizin Renklerle İlgili İlginç Bakış Açınız Nedir?


Hem #pazarlama ve #tüketici davranışları alanında hem de #kuantumkoçluk alanında detaylarıyla çalışmayı çok sevdiğim bir alandır #renkler . #bilinçlaltınındili eğitimlerinde bu alana da değinirim; bir pazarlamacı gözüyle tüm tüyoları paylaşır; satın alım davranışlarımızı renklerin manipülasyonundan nasıl koruyabileceğimizi de anlatırım (mesleğe ihanetJ^  Aslında niyet #bilinçlitüketim e katkı.. #renkduyguklavuzu detayları bambaşka derinliği OLan bir konu OLsa da; bugünün satırları biraz başka bir açıdan akacak (merak edenler için yine de yazının devamında paylaşıyorum)

Bu sabah; annesi Japonya, babası Hollanda asıllı; Amerika’da doğmuş büyümüş; yaklaşık on yıldır Hollanda’da yaşayan bir arkadaşımla konuşurken açıldı bu satırların ilk alanı. Uyruk bilgilerini detaylı açıkladım çünkü kültürel bazların algılara nasıl yön verdiği de önemli bir konu. Sorusu şuydu; kırmızıyı Türkler nasıl algılar? Bir pazarlamacı olarak; heyecan-cesaret-hırs-iştah-dinamizm hatta tutku ve seks çağrışımları dolayısıyla kullanılır dedim; anlık bir farkındalık açılımıyla Burger King onun için mi kırmızı kullanıyor; CocaCola kırmızısı bundan dolayı mı dedi!
Türkler içinse bayrağımızın rengidir (kan üzerine ayyıldız yansımasıyla çağrışımdır) biraz da şiddet bazı vardır dedim; bekaret simgesi kırmızı kurdeleyi anlattım.
O da şunu ekledi Amerika’lı ve Hollanda’lı yanım aynı şeyi der ama Asya’lı yanım için kırmızı şans simgesidir dedi mesela!
O noktada #CarlGustavJung tarafından kullanılan #arketip kavramını ve #kolektifbilinçlatı nı; kültürel farkların da nasıl baz oluşturduğunu anlattım. Bu noktada anne-babası arasında geçen dialogları hatırladı; babasının annesinin kırmızıyı kullanım şeklini nasıl yadırgadığından; aralarında geçen komik dialoglardan bahsetti.

Özetle: ilk kez Jung tarafından ortaya atılan kolektif-ırksal bilinçaltı kavramına göre hepimizin sahip olduğu ortak bir bilinçaltı vardır. Jung, geçmişlerimizle bağlantılı olduğumuzu; algı ve eğilimlerimizdeki seçiciliğin de kalıtım yolu ile geçtiğini belirtmiştir.
Ruh halimiz, düşlerimiz, inançlarımız, öykülerimiz, farkına varsak da varmasak da paylaştığımız bu ortak bilinçaltında yatmaktadır; ve renklere bakışımız da bunun bir parçasıdır ki en güzel örneğini bugünkü dialog sundu: Asya’lı anne ile Avrupa’lı babanın aynı renge karşı olan 2 ayrı bakış açısı.. Herkes kendi ilginç bakış açısına sahiptir sözünü bundan daha iyi ne açıklar? #sorularlayaratım J

Detayını merak edenler için: markalar aslında insan karakteristikleri gibi canlandırılmaya çalışılır. Ve aslında reklamlarda kullanılan karakterler, ambalaj-logo-renk detayları; bütünsel olarak da marka dünyaları, ortak bilinçaltında yatan ve toplumun her kesimine aşina gelen arketipler olarak değerlendirilebilir. Yani aslında tüketiciye geçirilmek istenen algılar arketipler yoluyla anlatılıp; sunulan hizmetten öte kültürel inanç ve yaşam biçimi oluşturmayı amaçlanır. Jung’un #egotipler kategorizasyonuna göre: “masum, içimizden biri, kahraman, anaç” – ruhtipler kategorizasyonuna göre: “kaşif, asi, aşık, yaratıcı” – özbenliktipler katagorizasyonuna göre de”animatör, bilge, sihirbaz, hükümadar” tiplemelerinden bahsedilebilir. Bir pazarlamacı olarak reklamları daima bu açıdan ele almaya bayılırım. Peki bu bilgiler ışığında şimdi siz de reklamları bir de bu gözle dikkate alsanız bu sizin için neyi yaratır?

Bu satırlara alan açan ikincisi durum ise ise sevgili arkadaşım Canan’ın yeni instagram hesabından yaptığı paylaşım OLdu. Instagram hesabımda hikayemde de paylaştım; takibe alın derim bu hesabı da
Bir renk uzmanı olarak; o da kırmızıyı ele almış ve çakra rengi olarak bu rengin ifadesinden bahsetmişti ki bu bilgi de aslında yine ortak bilin ve de bilinçaltından bizlere akan bir bilgidir. Farkında olmasak da pay alırız. Bu nedenle renklerin ortak bilinç ve bilinçatındaki anlamlarını bilip; buna göre desteklerini almak da yaşamı kolaylaştırıcı bir durum olabilir.. 
Bir de renklerin sizin kendi bilinç ve bilinçaltınızdaki açılımı da önemlidir ki; bunu da keşfetmek size kalmış..

Mesela; ortak bilinç ve bilinçaltından gelen ifadeler ışığında; diet dönemlerinde kırmızı giyinmekten uzak durabilirsiniz; önemli toplantırlarda maviyi seçebilirsiniz; yaratıcı birşeyler yapmanız gereken birgün turuncuyu tercih edebilirsiniz gibi gibi..

Peki; tüm bu bilgiler ışığında “sizin renkler konusundaki ilginç bakış açınız nedir?”

Ek bilgi:
Renklerin ikna etme etkisi üzerine araştırmalarla destekli iç görülerden bazılarını içeren; pazarlama açısından renk-duygu klavuzu:
Sarı: optivizm, sıcaklık
Turuncu: arkadaşçıl, neşeli, özgüven
Kırmızı: heyecan, cesaret, genç
Mor: yaratıcı, bilge
Mavi: güven, güç
Yeşil: barışçıl, sağlık; son dönemde doğa-çevre odaklı
Gri: denge, tarafsızlık, sakin

İlahi Kaynaklar açısından renkler:
Sevgi: pembe
Bolluk bereket: mor
Güç: mavi
Bilgi-bilgelik: yeşil
Güzellik: turuncu

Çakra renkleri:
Kök çakra: kırmızı
Yaratım çakrası: turuncu
Yaşam çakrası: sarı
Kalp çakrası: yeşil
İfade çakrası: Açık mavi
Üçüncü Göz: Koyu mavi
Taç/Tepe Çakra: mor

 Renkli günler niyetiyle..