19.9.19

Bizden Başlayıp Bütüne Nasıl Geçer Düşünce Ve Duygularımız..


Ortamdan, düzenden, mevcut durumdan şikayetlerimizi düşünelim..sebebi ve kaynağı acaba kendimiz olabilir miyiz?
Hiç bu gözle değerlendirmeyi düşündünüz mü? Yaşadığımız her şeyi aslında biz yaratıyor olabilir miyiz; çekim yasası ile… Benzer benzeri çeker ki ne iseniz hayatınıza o gelir.

Kendimizden bütüne geçersek; dünya çapındaki düşünceler etkileri yaratır. Mesela; dünya çapındaki “korku, kaygı, endişe, kızgınlık, yokluk” düşünceleri dünya genelinde ya da bu düşüncelerin kolektif bir şekilde baskınlık yarattığı bölgelerde bu düşüncelere uygun olayları yaratır. Mesela kıtlık bilincinin yerleştiği Afrika’yı düşünelim; zengin kaynaklarına rağmen bölge halkı kıtlık ve yokluk çekmektedir.
Bunun aksi de mümkündür ki; olumlu düşüncelerin baskın olması da olumlu gelişmeleri yaratır. Amerika örneğine bakarsak; ABD denilen bu ülke uzun zaman “Tanrı’nın gözetiminde bölünemez herkes için özgürlük ve adalet getiren ülke” olarak tanımlandı. Ülkenin evrensel gerçekliği bu iken; kendi gerçekliği de bu olmuş ve yaşanmaktaydı ki; ülkenin vizyonunu yitirmeye başlaması ile birlikte bu Amerikan rüyası da dağılmaya başladı. Peki vizyon neden kaybolmaya başladı..? Çünkü Amerikan halkı “gemisini kurtaran kaptan” inancı ile hareket etmeye başladı. Yani eski Amerikan geleneğinin yerini yeni düşünce ve duygular ve buna paralel gelişen davranış kalıpları aldı. Amerika büyüdü; Amerikan halkının açgözlülüğü arttı; şefkat ve anlayışa yer kalmadı. İmkanlar ülkesi olan Amerika sadece belli zümrelere imkan sunmaya başladı; azınlıklar-renkleri farklı olanlar ayrıştırılmaya başladı derken; ülke uluslar arası ilişkilerde de kibirli olmaya başladı ve o kardeşlik sevgisi yok oldu. Ve evet tüm bunları halkın ağır basmaya başlayan kolektif bilinci yarattı.
Veya başka bir örnek: sizce Hitler gerçekten kendi kendiliğinden mi oluştu? O da kolektif bilincin ürünüydü desem.. Ayrılık, bölücülük ve üstünlük bilinçlerinin sonucuydu ki insanlığa; “insanlık boyutunun ölçümü” için ayna tuttu. Ve çoğunluk  o dönem halinden memnundu ki ya da önemsemiyordu ve ses çıkarmadı ki 65 milyon insan öldü. Özetle Hitler deneyimi de grup bilincinin oluşturduğu bir sonuçtu… Çoğunluğun istediği bu olduğundan; kolektif bilinç bunu seçtiğinden; Hitler’in yakaladığı momentum harekete geçti kolektif bilincin desteğiyle… Aslında insan olmak adına buradaki utanç Hitler'in varlığı değil de milyonlarca insanın onun peşinden gitmiş olması olabilir mi ne dersiniz? Ya da milyonlarca insan öldükten sonra ancak buna dur denmesi ve Hitler denilen enerjinin kendisini öldürmesi… (Tanrı ile Sohbet-2)
Bu ve benzer deneyimlerin dehşetini katliamın kendisinde değil de insanlığın buna izin veriyor olmasında arasak mı ne dersiniz? Ve dolayısıyla şapkayı da önümüze koyup kendi payımıza baksak mı..?

Herşey bizimle başlar. Dünyanın değişmesini mi istiyoruz; işe önce kendi dünyalarımızı değiştirmekle başlayalım… Yetmediğini mi düşünüyorsunuz o zaman kendi grubunuzu oluşturup onlara da örnek olun. Başkalarının da olmasını istediğiniz modu önce kendinizde yaratıp; onların da bu moda geçmesi için ışık olmaya çalışın.. Hangi bilinci seçeceğinize karar verin; sorumluluğunuzu alın ve elinizden geleni yapın! Aslında bu kadar basit…
Dünyadaki tüm o toplu meditasyonlar; enerji çalışmaları neden yapılıyor sizce? İstediğimiz dünyayı yaratmak için hepimizin üzerine düşen adımlar olduğunu hızla hatırlayıp kendimizden başlayarak bütüne hizmet niyetiyle..

Sevgi ve Keyifle...
27.04.18

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder