Ortamdan, düzenden, mevcut durumdan
şikayetlerimizi düşünelim..sebebi ve kaynağı acaba kendimiz olabilir miyiz?
Hiç bu gözle değerlendirmeyi düşündünüz mü? Yaşadığımız her şeyi aslında biz yaratıyor olabilir miyiz; çekim yasası ile… Benzer benzeri çeker ki ne iseniz hayatınıza o gelir.
Hiç bu gözle değerlendirmeyi düşündünüz mü? Yaşadığımız her şeyi aslında biz yaratıyor olabilir miyiz; çekim yasası ile… Benzer benzeri çeker ki ne iseniz hayatınıza o gelir.
Kendimizden bütüne geçersek; dünya
çapındaki düşünceler etkileri yaratır. Mesela; dünya çapındaki “korku, kaygı,
endişe, kızgınlık, yokluk” düşünceleri dünya genelinde ya da bu düşüncelerin kolektif
bir şekilde baskınlık yarattığı bölgelerde bu düşüncelere uygun olayları
yaratır. Mesela kıtlık bilincinin yerleştiği Afrika’yı düşünelim; zengin
kaynaklarına rağmen bölge halkı kıtlık ve yokluk çekmektedir.
Bunun aksi de mümkündür ki; olumlu
düşüncelerin baskın olması da olumlu gelişmeleri yaratır. Amerika örneğine
bakarsak; ABD denilen bu ülke uzun zaman “Tanrı’nın gözetiminde bölünemez
herkes için özgürlük ve adalet getiren ülke” olarak tanımlandı. Ülkenin
evrensel gerçekliği bu iken; kendi gerçekliği de bu olmuş ve yaşanmaktaydı ki;
ülkenin vizyonunu yitirmeye başlaması ile birlikte bu Amerikan rüyası da
dağılmaya başladı. Peki vizyon neden kaybolmaya başladı..? Çünkü Amerikan halkı
“gemisini kurtaran kaptan” inancı ile hareket etmeye başladı. Yani eski
Amerikan geleneğinin yerini yeni düşünce ve duygular ve buna paralel gelişen
davranış kalıpları aldı. Amerika büyüdü; Amerikan halkının açgözlülüğü arttı;
şefkat ve anlayışa yer kalmadı. İmkanlar ülkesi olan Amerika sadece belli
zümrelere imkan sunmaya başladı; azınlıklar-renkleri farklı olanlar
ayrıştırılmaya başladı derken; ülke uluslar arası ilişkilerde de kibirli olmaya
başladı ve o kardeşlik sevgisi yok oldu. Ve evet tüm bunları halkın ağır
basmaya başlayan kolektif bilinci yarattı.
Veya başka bir örnek: sizce Hitler
gerçekten kendi kendiliğinden mi oluştu? O da kolektif bilincin ürünüydü
desem.. Ayrılık, bölücülük ve üstünlük bilinçlerinin sonucuydu ki insanlığa;
“insanlık boyutunun ölçümü” için ayna tuttu. Ve çoğunluk o dönem halinden memnundu ki ya da
önemsemiyordu ve ses çıkarmadı ki 65 milyon insan öldü. Özetle Hitler deneyimi
de grup bilincinin oluşturduğu bir sonuçtu… Çoğunluğun istediği bu olduğundan;
kolektif bilinç bunu seçtiğinden; Hitler’in yakaladığı momentum harekete geçti
kolektif bilincin desteğiyle… Aslında insan olmak adına buradaki utanç Hitler'in
varlığı değil de milyonlarca insanın onun peşinden gitmiş olması olabilir mi ne
dersiniz? Ya da milyonlarca insan öldükten sonra ancak buna dur denmesi ve
Hitler denilen enerjinin kendisini öldürmesi… (Tanrı ile Sohbet-2)
Bu ve benzer deneyimlerin dehşetini
katliamın kendisinde değil de insanlığın buna izin veriyor olmasında arasak mı
ne dersiniz? Ve dolayısıyla şapkayı da önümüze koyup kendi payımıza baksak
mı..?
Herşey bizimle başlar. Dünyanın değişmesini mi istiyoruz; işe önce kendi dünyalarımızı
değiştirmekle başlayalım… Yetmediğini mi düşünüyorsunuz o zaman kendi grubunuzu
oluşturup onlara da örnek olun. Başkalarının da olmasını istediğiniz modu önce
kendinizde yaratıp; onların da bu moda geçmesi için ışık olmaya çalışın.. Hangi
bilinci seçeceğinize karar verin; sorumluluğunuzu alın ve elinizden geleni
yapın! Aslında bu kadar basit…
Dünyadaki tüm o toplu meditasyonlar;
enerji çalışmaları neden yapılıyor sizce? İstediğimiz
dünyayı yaratmak için hepimizin üzerine düşen adımlar olduğunu hızla hatırlayıp
kendimizden başlayarak bütüne hizmet niyetiyle..
Sevgi ve Keyifle...
27.04.18
27.04.18
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder