Buna verilcek çok cevap; söylenecek
çok söz vardır ya; belki de en net tanım; ‘seni tanıdım dünyan değişti’
diyebildiğiniz kişiye duyduğunuz hislerdir.
O duyguları hissettiğiniz kişiyi
tanırsınız dünyanız değişir; hiç bilmediğiniz duyguları keşfedersiniz; içinizde
tanımadığınız diğer sizlerle tanışırsınız..
Ve dahası, öyle bir duygudur ki sizi
yaşam amacınıza yaklaştırır.
Azra Kohen’den duymuştum; “öyle ilkel ve tembel varlıklarız ki ancak
aşık olduğumuzda gelişiyoruz.” Yani öylesi bir duygu ki; daha iyi bir
versiyonla var olup, kendimizi o duyguları beslediğimiz insana iyi göstermek
isteriz..
Peki bu kutsal duyguları daha
sağlıklı yaşamak mümkün müdür? Hem kendin olup; hem de aşkı yaşamanın yolu var
mıdır?
Kuantum düşünce tekniği ile aşkı
keşfetmek ve en sağlıklı haliyle yaşamak da elinizde aslında..
Einstein Kuantum Teorisi’ni
bulduğunda muhtemelen konunun bugün anlam kazandığı noktalara gelip; aşk ve
mutluluğa uzayacağını bilemezdi şüphesiz ama; en gerçek haliyle ‘beynimizin
sisteme gönderdiği enerjiye göre yeni ve farklı düşünceler üretiyor’ oluşu bize
herşeyi mümkün kılıyor; aşkı hayatımıza almak da buna dahil!
Negatif düşüncelerle kendimizi
yüklediğimizde kendimize negatiflikleri çekerken; hayata kendimizi açtığımız;
pozitif kaldığımız sürece kendimize pozitif enerjileri çeker ve yenileriz. Yani
aslında herşey çekim yasasından ibarettir ve evrendeki herşeyin birbiri ile
ilişkisini bu belirler.
Özetle en temel haliyle, kendimizi
sevmiyor; değer vermiyorsak, hayatımıza bizi sevmeyecek ve değer vermeyecek
kişileri hayatımıza çekerken; kendimizi gerçekten seviyor, değer veriyor,
önemsiyorsak, enerjimiz hayatımıza bizi sevip, değer veren kişileri
getirir.
Yani kilit nokta yine kendimiziz.. Kendimiz olmak, kendimizi hayatımızın
merkezine koymak, kendimizi sevmek..ve uzantısında da aşka kapı açıp; aşka
kapılıp; aşık olup anı yaşamak..
Aşk sizinle olsun..
01.12.17
01.12.17
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder