Bugün bir yerde okudum: “ilkokulda
ödevimi yaparken annem ışığı soluna al daha güzel yazarsın demişti. Bu denli
büyük bir etki bırakacağını eminim hayal bile etmemiştir. Işık ya da pencere
solumda değilse ben bir hiçim! O kadar yani!!”
Çok çarpıcı değil mi? Zihnimize –
zihnimizin altına yani bilinç altımız ve de zihnimizin üstüne yani üst
benliğimize (ruhumuza) dair çok çarpıcı bir özet diye düşündüm; daha iyi
anlatılamazdı sanırım…
Genellikle yaşadıklarımızın ya da
yaşayamadıklarımızın faturasını şans, kısmet gibi dışsal faktörlere ya da çok
çalışma, istek, arzu gibi durumlara bağlarız değil mi?
Evet payları yadsınamaz kavramlar
olsa da her biri; aslında her şey biz’iz! Her şey bizimle başlıyor! Hayatımıza
yön veren de yönümüzü belirleyen de biziz! Diğer faktörler “biz”den sonra
gelir.
Peki nedir buradaki “biz”? Bilinçaltımız…
Evet bizi biz yapan da; ruh
hallerimizi şekillendirip duygularımızı oluşturan da; hayatımızın koşullarını
değiştiren de bilinçaltımızdır! Tıpkı bu örnekte ışığın soldan gelmediği
durumlarda kişinin adeta işlevsiz kalışını yöneten mekanizma oluşu gibi…biz
farkında olmadan bilincimiz dışında çalışır; istemsiz kasları yönetir; gece biz
uyurken dahi vücut fonksiyonlarının çalışmasını sağlar ve en önemlisi
algıladığımız her şeyi yeri geldiğinde beyne vermek üzere kaydedip saklar!
Bu kadar hayatımız için kilit rol
barındıran bir fonksiyonu yakından tanımak ister misiniz?
Öncelikle, beynimizi bir
bilgisayar; bilinçaltımız da bir yazılım gibi düşünerek işe
başlayabiliriz. Bu noktada evet
bilgisayar yani beynimiz kıymetli bir cihazdır ama ona yüklü olan yazılım (yani
buradaki nitelememizle bilinçaltı) doğrultusunda hareket eder. Yazılımda ne
kodlanmışsa o belirler her şeyi. Yani bilinçaltımızda ne varsa o yön verir
beynimize! Dolayısıyla bilinç altına ulaşıp; onun üzerinde çalışmak çok
kıymetlidir.
Bu işletim sistemi kayıtlarını daha bizler anne karnında iken tutmaya başlar. Anne rahmine düştüğümüz andan 40 gün sonra itibariyle sistemimizde “bilinç altı kayıtları” toparlanmaya başlar ve DNA sarmalımız ile atalarımızdan bize aktarılan bilgilerle birlikte daha doğduğumuz anda bile bir sürü bilinçaltı kayıt ile dünyaya açarız gözlerimizi. Öyle bir çalışır ki bilinç altı; aklımızdaki tüm bilgi parçalarını toparlar, saklar ve işler ve biz çoğunlukla onların farkında bile olmayabiliriz. Peki farkında bile olmadığımız bu kayıtlar bizi nasıl yönetir? Şöyle ki aslında bilinçaltımız bizi otomatik bir şekilde davranmaya yönlendirdiğinden; orada ne varsa biz farkında olmadan ona göre davranırız.
Bu işletim sistemi kayıtlarını daha bizler anne karnında iken tutmaya başlar. Anne rahmine düştüğümüz andan 40 gün sonra itibariyle sistemimizde “bilinç altı kayıtları” toparlanmaya başlar ve DNA sarmalımız ile atalarımızdan bize aktarılan bilgilerle birlikte daha doğduğumuz anda bile bir sürü bilinçaltı kayıt ile dünyaya açarız gözlerimizi. Öyle bir çalışır ki bilinç altı; aklımızdaki tüm bilgi parçalarını toparlar, saklar ve işler ve biz çoğunlukla onların farkında bile olmayabiliriz. Peki farkında bile olmadığımız bu kayıtlar bizi nasıl yönetir? Şöyle ki aslında bilinçaltımız bizi otomatik bir şekilde davranmaya yönlendirdiğinden; orada ne varsa biz farkında olmadan ona göre davranırız.
Örneklerle netleştirmeye
çalışırsam;
- Birkaç kez
üst üste izlediğiniz ve belli sloganları barındıran reklamları düşünün; adeta
hipnoz etkisi ile size ulaşıp; alışveriş davranışlarınızı bile şekillendirmez
mi?
- Ya da
çocukluğunda dayak yiyerek büyüyenlerin devam yaşlarında şiddete ne kadar
eğilimli olduklarına dair durumları hep duyarız öyle değil mi?
- Veya
buradaki örnekteki gibi; sıkça duyduğunuz veya duyduğunuz an sizi derinden
etkileyen cümlelerin geleceğinize yön vermesi: halk arasında çok kullanılan
kalıplar mesela; “yaşlanınca gözler bozulur” cümlesini duyarak büyüyen bir
nesilde ileri yaşlarda gözlükten kaçış olabilir mi sizce? Veya “para insanı
bozar, değiştirir” kalıbını çokça duyarak büyüyen kişinin bolluk – berekete
kavuşması kolayca mümkün olabilir mi sizce?
Hep negatifinden bahsettik de;
böylesi güce sahip bir parçamızı hayatımızda pozitif etkiler yaratmak için de
kullanamaz mıyız o zaman? Bu o kadar mümkün ki! Beynimizin bu kıymetli kısmı
ile hayatımızda harikalar da yaratabiliriz!
Nasıl mı?
Bilinçaltı temizlik ve NLP
çalışmalarının hizmet ettiği konu budur aslında…
- Alt
benliğinizdeki korku – kaygı – endişe yüklü travmaları;
- DNA’nız ile
size aktarılmış olan negatif yük barındıran ata kayıtlarını; bu yaşamınızın
içinde geçmişinizde yaşanıp veya yaşanamayıp size kötü duygular bırakmış olan
olayları;
- Ve hatta
kendinizle, kavramlarla veya diğerleriyle yolunda yürümeyen ilişkileri;
fark edip dönüştürebilirsiniz.
Bu sayede de yaşamınızdaki
yüklerden arınıp; size artık hizmet etmeyen kişi, kavram veya olaylardan
uzaklaşıp; hakkınızda en yüksek ihtimalli çözümleri barındıran “yeni”liklere
kucak açabilirsiniz…
Ama şunu belirtmekte fayda var ki;
kalben; inanarak bu çalışmalara dahil olduğunuz kadar bilinçaltınızda dönüşüm
yapabilirsiniz. Yani inanarak; gerçekten kalpten çözüme niyet etmek sonuçlara
ulaşmak için kilit nokta denilebilir.
Sevgi ve ışık dolu günlerde…
25.10.19
