Hepimiz bedenimizin ihtiyaçlarını
çok iyi anlar ve görürüz değil mi?
Peki ya ruhumuzun ihtiyaçları..! Gerçekten fark edebiliyor muyuz sizce?
Para, ün, saygınlık, seks, açlık-susuzluk, güç şeklindeki bedenimizin ihtiyaçlarını çok kolay fark eder ve gidermeye çalışırız hepimiz. Bir boyut üstüne geçip; dostluk, yaratıcılık, yeni amaçlar üzerine olan ihtiyaçlarımızın giderilmesi için de çaba sarf ederiz ve gelişimizi sağlamaya çalışırız.
Oysaki en nihai amaçlarımızı pek çok zaman gözden kaçırırız tüm bunlara odaklanırken.. Nezaman ki “beden-zihin-ruh” üçlemesinde kendimizi görmeye başlarız işte o zaman; “hayat amacımız, evren / sistem; Tanrı ile ilişki, ruhsal evrim yolu” kavramları gündemimize girer…
Peki ya ruhumuzun ihtiyaçları..! Gerçekten fark edebiliyor muyuz sizce?
Para, ün, saygınlık, seks, açlık-susuzluk, güç şeklindeki bedenimizin ihtiyaçlarını çok kolay fark eder ve gidermeye çalışırız hepimiz. Bir boyut üstüne geçip; dostluk, yaratıcılık, yeni amaçlar üzerine olan ihtiyaçlarımızın giderilmesi için de çaba sarf ederiz ve gelişimizi sağlamaya çalışırız.
Oysaki en nihai amaçlarımızı pek çok zaman gözden kaçırırız tüm bunlara odaklanırken.. Nezaman ki “beden-zihin-ruh” üçlemesinde kendimizi görmeye başlarız işte o zaman; “hayat amacımız, evren / sistem; Tanrı ile ilişki, ruhsal evrim yolu” kavramları gündemimize girer…
İşte o noktada
ruhumuzu beslemeye başlarız.
Mesela haydi bir düşünelim; “en son
ne zaman sevinçten ağladınız; şiir yazdınız; müziğin sesini sonuna kadar açıp
çılgınca dans ettiğiniz; resim çizdiniz; doğada sadece kendinizle kaldınız;
oturup kuşların sesini dinlediniz; gün batımını seyrettiniz; doğa ile iletişim
kurdunuz; çiçeklerle-ağaçlarla konuştunuz ya da sadece sessizce oturdunuz..???
Deneyimleyin derim; zira artık ruhunuza dokunmanın zamanı gelmiş
olabilir ..
Bol keyifli farkındalıklara…
Neşe ve sevgiyle..
27.04.18
27.04.18
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder