Sektörü ne olursa olsun; ürün
yönetiminde altın kuraldır; herşeyi görmeli duymalı bilmeli; sürekli tetikte
olmalısınızdır. En önemlisi de “müşteri ne ister; bekler” i altın kuralınız
yapmalısınızdır!
Ürün yönetiminde aslında dört temel
aşama var gibi görünür:
- Pazari tanı; müşterinin / tüketicinin ihtiyacı anla, varsa bir fırsat kokusunu al
- Hedef kitle tanımını yap; pazarlama karmanı oluştur; ürünü pozisyonla ve konumlandır
- Yaptıklarının efektini ölçebilecğein bir sistemin de olsun ve sürekli takipte kal (rekabet takibi de buna dahil)
- Geribildirim topla; tüm yeni içgörülere de hakim ol ve bir yandan da geleceği kurgula
- Pazari tanı; müşterinin / tüketicinin ihtiyacı anla, varsa bir fırsat kokusunu al
- Hedef kitle tanımını yap; pazarlama karmanı oluştur; ürünü pozisyonla ve konumlandır
- Yaptıklarının efektini ölçebilecğein bir sistemin de olsun ve sürekli takipte kal (rekabet takibi de buna dahil)
- Geribildirim topla; tüm yeni içgörülere de hakim ol ve bir yandan da geleceği kurgula
İşte burda temel çıkış noktası olan
müşterinin / tüketicinin ihtiyacını anla kısmı çok kritik önem taşıyor. Artık
öyle bir durum var ki; pazarı ve müşteriyi tanı noktasında bambaşka bir bakış
açısı ile evrilmeniz gerekebiliyor. Ama artık «müşteriyi merkeze almak» zorundayız!
Özellikle de hizmet sektörü gibi somut tek kanıtı bazen bir kağıt parçası
(sigorta gibi mesela) olan sektörde..
Belki de gerçekte sorulması gereken
soru; müşteri ürünümü neden kullanıyor; gerçek ihtiyacı ne..hangi sorunu
halletmek istiyor..Nasıl bir süreç / deneyim yaşamak istiyor ..
Theodore Levitt, Marketing Myopia” makalesinde, “İnsanların ihtiyacı, duvarda bir delik açmaktır; matkap değil.” diyerek; müşterinin söz konusu ürün veya hizmetle hangi işini / derdini halletmeye çalıştığını anlamaktır kısmına çok güzel bir bakış getirmiştir. Satmaya çalıştığımız şeyi aslında ne için tasarlamalıyız belki de biraz tüm meselemiz olmalı.. Çünkü belki de ihtiyaç gerçekten sadece duvarı delmek; bir matkap değil!!
Theodore Levitt, Marketing Myopia” makalesinde, “İnsanların ihtiyacı, duvarda bir delik açmaktır; matkap değil.” diyerek; müşterinin söz konusu ürün veya hizmetle hangi işini / derdini halletmeye çalıştığını anlamaktır kısmına çok güzel bir bakış getirmiştir. Satmaya çalıştığımız şeyi aslında ne için tasarlamalıyız belki de biraz tüm meselemiz olmalı.. Çünkü belki de ihtiyaç gerçekten sadece duvarı delmek; bir matkap değil!!
Yani ürün yönetimi için çıkış
noktası ve merkez müşteri oluyor; ötesi yok!
Bu noktada dikkate alınması gereken başka bir gösterge de şu ki; işin durumsallık boyutu. Nedir bu durumsallık boyutu peki? Aynı müşterinin farklı zamanlarda aynı ürün için bile olsa farklı ihtiyaçlara sahip olabildiği gerçeği.
Bir restoranın en sevilen tarife göre milk-shake yapması ve müşterilerini memnun etmesi aslında pek de zor değildir. Fakat en iyi tarife göre milk-shake yapmak, her zaman insanların gerçekten ihtiyaç duydukları milk-shake olmayabilir. İnsanlar tükettikleri ortamlara göre bir milk-shake’ten farklı beklentilere sahip olabilirler. Çünkü ortama göre ihtiyaçları farklılaşır. Yapılan bir araştırmada, insanların otoyol üzerindeki bir restorandan satın aldıkları milk-shake’in çok kıvamlı olmasını istediklerini gözlemlemiştir. Çünkü ihtiyaçları, soğuk sütlü bir içecekten çok uzun yolda çabuk bitmeyecek, onları oyalayacak bir içecektir. Ama aynı insanlar, başka bir ortamda farklı bir milk-shake isterler. Bir akşamüstü vaktinde çocuklarıyla birlikte serinlemek ve tatlı bir şeyler içmek istediklerinde, yoğun kıvamlı bir milk-shake, onların ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap vermez. Akşamüstü ihtiyaç duyacakları milk-shake, daha az kıvamlı, daha az miktarda, kolayca tüketilebilen bir milk-shake olacaktır.
Bu noktada dikkate alınması gereken başka bir gösterge de şu ki; işin durumsallık boyutu. Nedir bu durumsallık boyutu peki? Aynı müşterinin farklı zamanlarda aynı ürün için bile olsa farklı ihtiyaçlara sahip olabildiği gerçeği.
Bir restoranın en sevilen tarife göre milk-shake yapması ve müşterilerini memnun etmesi aslında pek de zor değildir. Fakat en iyi tarife göre milk-shake yapmak, her zaman insanların gerçekten ihtiyaç duydukları milk-shake olmayabilir. İnsanlar tükettikleri ortamlara göre bir milk-shake’ten farklı beklentilere sahip olabilirler. Çünkü ortama göre ihtiyaçları farklılaşır. Yapılan bir araştırmada, insanların otoyol üzerindeki bir restorandan satın aldıkları milk-shake’in çok kıvamlı olmasını istediklerini gözlemlemiştir. Çünkü ihtiyaçları, soğuk sütlü bir içecekten çok uzun yolda çabuk bitmeyecek, onları oyalayacak bir içecektir. Ama aynı insanlar, başka bir ortamda farklı bir milk-shake isterler. Bir akşamüstü vaktinde çocuklarıyla birlikte serinlemek ve tatlı bir şeyler içmek istediklerinde, yoğun kıvamlı bir milk-shake, onların ihtiyaçlarına tam anlamıyla cevap vermez. Akşamüstü ihtiyaç duyacakları milk-shake, daha az kıvamlı, daha az miktarda, kolayca tüketilebilen bir milk-shake olacaktır.
İşte müşteri beklentilerini merkeze
aldıktan sonra da ürün / hizmetin içeriği ne olmalı; nasıl bir iş modeli ile
ilerlenmesi gerekir; müşteri deneyim yolculuğu nasıl olmalı; iletişimi nasıl
yapılmalı gibi kritik maddeler de bir ürün yöneticisinin karar noktaları oluyor..
Tüm bu göstergeler ışığında zaten
merkeze aldığımız müşeriyi artık gerçekten kral yapmamız gerekliyor.. Müşteri neden
kral ve gerçekte ne bekler bunun cevabı da başka bir yazımızın içeriği olsun.
Bol keyifli günler..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder