Çok ciddi bir konudur ki son dönemde de popülaritesi
artan; sağ ve sol yarımküre farklı çalışır; sağ duyguları kullanıp büyük resme
odaklanırken; sol mantığı kullanıp detaylara odaklanır. Konuyu araştırınca da
karşınıza çıkacağı gibi bu temelde oluşturulan pek çok veri de vardır. Sağ
beyninizi mi daha çok kullanıyorsunuz; yoksa sol beyninizi mi gibi pek çok test
görürsünüz; hatta pekçoğumuz bunları yapmışızdır da.. Ama bence sağ
yarımkürenize mi yönlendiğiniz; yoksa sol yarımkürenizin mi kontrolündesiniz bu
tamamen seçim ve farkındalıktır. Belki karakteriniz ve eğilimleriniz buna yön
verdirir; ama asıl konu seçimimizdir. Hangi tarafı dinleyen bir insan
olacağımız bize kalmıştır..
Bir süredir bu düşüncelerde iken geçenlerde izlediğim bir video aslında bu düşüncemi
bana kanıtladı..
Beyin araştırmacısı Jill Bolte Taylor büyük bir inme
geçirdi ve beyninin hareket, konuşma, farkındalık gibi beyin işlevlerinin birer
birer iptal oluşunu izledi. Eline pek az beyin araştırmacısına nasip olacak bir
araştırma fırsatı geçti.
Sağ beyin – sol beyin ile ilgili kendi düşüncemin
kanıtı olmasının yanında; konuşmayı dinleyince şöyle bir hikaye de geldi
aklıma;
Bir bilim adamı başka konularla ilgilense de içinden hep otizm üzerinde çalışma yapmak geliyor. Yıllar sonra otizm üzerine yoğunlaşıyor ve bir gün otizmli bir çocuğu oluyor. Bu onu sanılanın aksine çok mutlu ediyor; çünkü zaten istediği otizmi çok daha iyi anlamak. Bu videoda da yaşananların sebebi aynıymış gibi geliyor; kendini beyni anlamaya adamış bir bilim insanı için beyin kanaması geçirmekten daha iyi bir yol alabilir miydi?!
Bir bilim adamı başka konularla ilgilense de içinden hep otizm üzerinde çalışma yapmak geliyor. Yıllar sonra otizm üzerine yoğunlaşıyor ve bir gün otizmli bir çocuğu oluyor. Bu onu sanılanın aksine çok mutlu ediyor; çünkü zaten istediği otizmi çok daha iyi anlamak. Bu videoda da yaşananların sebebi aynıymış gibi geliyor; kendini beyni anlamaya adamış bir bilim insanı için beyin kanaması geçirmekten daha iyi bir yol alabilir miydi?!
Sağ beyin ve sol beyin çalışma yapısı üzerinden; bu
deneyimin bazına aktarılan temellerse müthiş ilham verici. Gerçek bir TED
konuşması..
Videoda ne mi anlatılıyor;
“Sağ beyin anda yaşar. Konusu şu an, şimdi, burada gerçekleşendir.. Resimlerle düşünür. Bedenimizin hareketlerinden öğrenir. Enerji formundaki bilgi duygu sistemimizden içeriye sürekli olarak akar. Ve sonra şimdiki anın nasıl göründüğünü, nasıl koktuğunu, tadının nasıl olduğunu, nasıl hisler uyandırdığını, nasıl ses verdiğini anlatan devasa kolajı yaratır. Hepimiz enerjilerle etrafımızdakilere bağlı devhasa bir varlığız. Bu bağlantıyı sağ yarıkürenin yardımıyla kuruyoruz. Bizler birbirine bağlı enerji varlıklarız. Bir insanlık ailesi olarak bizi birbirimize bağlayan sağ yarıküre bilincimizdir. Ve dolayısıyla bu gezegende hepimiz kardeşiz. Dolayısıyla bütünüz..
Sol beyin ise yöntemsel ve doğrusal şekilde düşünür. Tamamen geçmişle ve gelecekle ilgilidir. Ana ait durumları alıp üzerinde detay düşünmeye kodlanmıştır. Bunları sınıflar ve düzenler. Geçmişte öğrendiğimiz herşeyle ilişkilendirip; tüm olasılıklarımızı geleceğe yansıtır. Ve konuşarak düşünür. Beynimizin içinde hiç susmayan ve bizi dış dünyaya bağlayan bu sürekli gevezeliktir. Eve giderken muz almayı sakın unutma diyen; birşeyleri sürekli hatırlatmaya çalışan minik sestir o. Bize “ben” der ve o bize ben dedikçe; ayrı bir varlık oluruz. Çevremizdeki enerji akışından apayrı bir birey..”
Ve Taylor geçirdiği beyin kanaması sırasında sol beyninin nasıl komutlar verdiğini; gelen enerji akımının içinde neler hissettiğini; nasıl bir yayılıma kapıldığını; ama sonra sol beyninin tekrar nasıl devreye girdiğini; kısacası sağ-sol arası nasıl bir kavganın yaşandığını anlatıyor.
Müthiş bir deneyim değil mi?! Düşünün ki; kaç beyin araştırmacısının kendi beynini böylesi içten dışa inceleme fırsatı olmuştur..!
Videoda ne mi anlatılıyor;
“Sağ beyin anda yaşar. Konusu şu an, şimdi, burada gerçekleşendir.. Resimlerle düşünür. Bedenimizin hareketlerinden öğrenir. Enerji formundaki bilgi duygu sistemimizden içeriye sürekli olarak akar. Ve sonra şimdiki anın nasıl göründüğünü, nasıl koktuğunu, tadının nasıl olduğunu, nasıl hisler uyandırdığını, nasıl ses verdiğini anlatan devasa kolajı yaratır. Hepimiz enerjilerle etrafımızdakilere bağlı devhasa bir varlığız. Bu bağlantıyı sağ yarıkürenin yardımıyla kuruyoruz. Bizler birbirine bağlı enerji varlıklarız. Bir insanlık ailesi olarak bizi birbirimize bağlayan sağ yarıküre bilincimizdir. Ve dolayısıyla bu gezegende hepimiz kardeşiz. Dolayısıyla bütünüz..
Sol beyin ise yöntemsel ve doğrusal şekilde düşünür. Tamamen geçmişle ve gelecekle ilgilidir. Ana ait durumları alıp üzerinde detay düşünmeye kodlanmıştır. Bunları sınıflar ve düzenler. Geçmişte öğrendiğimiz herşeyle ilişkilendirip; tüm olasılıklarımızı geleceğe yansıtır. Ve konuşarak düşünür. Beynimizin içinde hiç susmayan ve bizi dış dünyaya bağlayan bu sürekli gevezeliktir. Eve giderken muz almayı sakın unutma diyen; birşeyleri sürekli hatırlatmaya çalışan minik sestir o. Bize “ben” der ve o bize ben dedikçe; ayrı bir varlık oluruz. Çevremizdeki enerji akışından apayrı bir birey..”
Ve Taylor geçirdiği beyin kanaması sırasında sol beyninin nasıl komutlar verdiğini; gelen enerji akımının içinde neler hissettiğini; nasıl bir yayılıma kapıldığını; ama sonra sol beyninin tekrar nasıl devreye girdiğini; kısacası sağ-sol arası nasıl bir kavganın yaşandığını anlatıyor.
Müthiş bir deneyim değil mi?! Düşünün ki; kaç beyin araştırmacısının kendi beynini böylesi içten dışa inceleme fırsatı olmuştur..!
Tüm bu bilgilerden sonra aslında asıl ilham
sonundaydı konuşmanın..
Biz kimiz? Bu felsefik boyutu güçlü sorunun aslında cevabı şöyle geliyor; “biz evrenin kudreti, yaşam gücüyüz.. el becerilerimiz ve iki bilişsel zekamız var. Ve bu dünyada kim olmak; nasıl bir insan olmak istediğimizi seçebilme gücümüz var. Tam şimdi burda sağ küremizin bilincine geçebiliriz; ya da tüm enerji akışından ve herkesten ayrı şekilde tek başımıza bir birey olduğumuz duruma sol yarıküremizin bilincine geçebiliriz...”
Biz kimiz? Bu felsefik boyutu güçlü sorunun aslında cevabı şöyle geliyor; “biz evrenin kudreti, yaşam gücüyüz.. el becerilerimiz ve iki bilişsel zekamız var. Ve bu dünyada kim olmak; nasıl bir insan olmak istediğimizi seçebilme gücümüz var. Tam şimdi burda sağ küremizin bilincine geçebiliriz; ya da tüm enerji akışından ve herkesten ayrı şekilde tek başımıza bir birey olduğumuz duruma sol yarıküremizin bilincine geçebiliriz...”
Tün bu bilgiler ışığında peki ya siz hangisini seçerdiniz..
Unutmayalım ki; sağ küremizin içsel huzur devrelerini ne kadar çalıştırmayı seçersek; dış dünyaya o kadar çok huzur ve barış yansıtacağız ve dünya daha huzurlu bir yer olacak.
Unutmayalım ki; sağ küremizin içsel huzur devrelerini ne kadar çalıştırmayı seçersek; dış dünyaya o kadar çok huzur ve barış yansıtacağız ve dünya daha huzurlu bir yer olacak.
Videonun tamamını izlemek isteyenler için: http://www.ted.com/talks/jill_bolte_taylor_s_powerful_stroke_of_insight?language=tr
Sevgi ve farkındalık dolu günler sizlerle olsun..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder