insan insan derler
idi
insan nedir şimdi bildim
can can deyu söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim
can can deyu söylerlerdi
ben can nedir şimdi bildim
kendisinde buldu bulan
bulmadı taşrada kalan
mü’minin kalbinde olan
iman nedir şimdi bildim
bulmadı taşrada kalan
mü’minin kalbinde olan
iman nedir şimdi bildim
...
Ne güzel sözlerdir değil mi; hele bir de bestesini
dinleyince iyice alır götürür beni her seferinde..
Bir pazarlama blog yazısında şimdi bu sözlerin ne işi var
diyeceksiniz değil mi? Açıkçası ben kurardım böyle bir cümleyiJ
Ama işimizin özüne inince insanı merkeze almamızdan daha da
doğal ne olabilir ki düşününce..
Şöyle bir hafızanızı zorlayıp aklınızda kalan; sizi
gerçekten etkileyen reklamları düşünsenize hangileri olacak..
Ben kendi adıma objektif bir şekilde saymaya başlarsam:
Ülker - #Mutluluk
her konu için mutlaka ideal örnekleri çıkan Coca Cola’nın ocak ayında başlayan iletişimi – anın tadı; #TadınıÇıkar
Selpak – Annem Olsa Ne yapardı?
Peki neydi sizce bu reklamların ortak tınısı..
Ben kendi adıma objektif bir şekilde saymaya başlarsam:
Ülker - #Mutluluk
her konu için mutlaka ideal örnekleri çıkan Coca Cola’nın ocak ayında başlayan iletişimi – anın tadı; #TadınıÇıkar
Selpak – Annem Olsa Ne yapardı?
Peki neydi sizce bu reklamların ortak tınısı..
Şimdi bu kısımda yazımı okumaya ara verip bu reklamları
izleyin sonra devam edelim isterseniz.
Tekrar soruma dönersem; Neydi peki bu reklamları benim için
ilk anda hatırlanır kılan? Cevap aslında gayet basit: hayatıma nüfuz
etkileri.. Konu sadece kendinden birşey bulmak
da değil aslında; eğer öyle tepe bir yaklaşım konuyu açıklayabiliyor olsaydı;
anne olmayan beni Selpak kampanyasının etkisi açıklayabilir miydi ki..
Durum basit aslında örnek her bir kampanya insana dokunmakta. Somut bir pratikten gidelim; en çok kullandığınız eşyalarınızı dikkate alın ya da hayatınızın içinde daha fazla olan insanları düşünün.. Hangileri doğrudan size dokunuyorsa onlar en unutulmaz değil midir; sürekli ön planda ya da aklınızda olan.. Konu iletişim kampanya sına geldiğinde denklem yine bu denli basit aslında.
Şimdi örnekleri arttırın; başarılı markalar; diye kafanızda belirenleri bir düşünün aslında hepsinin temelinde bu tutumun olduğunu göreceksiniz. Neden hep Coca Cola akla kazınmıştır; neden Apple son yıllarda derinlemesine hayatlarımıza nufuz edebildi.
Aslında kendini kral gören markalar bunu yapabildi; yapabilmekte.. Yıllar önce bir blogda böyle bir yorum okuduğumda çok garipsemiştim. O zamanlar kendini kral görmek gibi bir ukalalık nasıl başarı doğurabilir; ne saçma dediğim bu bakış açısına şimdilerde şapka çıkarıyorum. Çünkü kendini; kendi ürününü kral gören marka önce kendine değer veriyordur; kendi ürününü önemsiyor tüketiciye de bu enerjisini geçirebiliyordur. İnsan için de aynısı değil mi aslında. Kendini hayatının merkezine alabilen insanların yükselişlerini takip ederiz. Tabiki bu bambaşka bir yazıya konu olabilecek kadar derin bir konu ama burdan şu kadarına teğet geçmek isterim ki; özüne; temeline kendini koyan ve yanına duygu ekleyebilen herşey gerçekle can bulur; bu enerjiyi de karşı tarafa aktarır. Bam teli denen o noktayı yakalar..
Durum basit aslında örnek her bir kampanya insana dokunmakta. Somut bir pratikten gidelim; en çok kullandığınız eşyalarınızı dikkate alın ya da hayatınızın içinde daha fazla olan insanları düşünün.. Hangileri doğrudan size dokunuyorsa onlar en unutulmaz değil midir; sürekli ön planda ya da aklınızda olan.. Konu iletişim kampanya sına geldiğinde denklem yine bu denli basit aslında.
Şimdi örnekleri arttırın; başarılı markalar; diye kafanızda belirenleri bir düşünün aslında hepsinin temelinde bu tutumun olduğunu göreceksiniz. Neden hep Coca Cola akla kazınmıştır; neden Apple son yıllarda derinlemesine hayatlarımıza nufuz edebildi.
Aslında kendini kral gören markalar bunu yapabildi; yapabilmekte.. Yıllar önce bir blogda böyle bir yorum okuduğumda çok garipsemiştim. O zamanlar kendini kral görmek gibi bir ukalalık nasıl başarı doğurabilir; ne saçma dediğim bu bakış açısına şimdilerde şapka çıkarıyorum. Çünkü kendini; kendi ürününü kral gören marka önce kendine değer veriyordur; kendi ürününü önemsiyor tüketiciye de bu enerjisini geçirebiliyordur. İnsan için de aynısı değil mi aslında. Kendini hayatının merkezine alabilen insanların yükselişlerini takip ederiz. Tabiki bu bambaşka bir yazıya konu olabilecek kadar derin bir konu ama burdan şu kadarına teğet geçmek isterim ki; özüne; temeline kendini koyan ve yanına duygu ekleyebilen herşey gerçekle can bulur; bu enerjiyi de karşı tarafa aktarır. Bam teli denen o noktayı yakalar..
Eskiden “bebek koyalım iş yapar abi” günleri yaşanırken
artık herşey kök duyguları hatırlatan deneyimlerimizden geçmekte aslında..
Zaten nörobilimin artık pazarlamanın içine dahil olmasının sebebi de bu olamaz
mı!?
Bu da başka bir yazının konusu olsun hadi;)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder