Acaba neydi
yaratıcılığın gerçek kaynağı;
peki ya çocuk olmak ne demekti..
Hatırlar mısınız; pespembe hayallerinizin olduğu, büyülü
masalların içinde geçen; düşler ülkelerini tasarlayıp tasarlayıp hatta içinde
yaşadığınız o yılları..
Çok çok uzak ve bir o kadar da hatırlaması zor geldi değil
mi..
Oysaki belki de daha dün gibi pamuk prenses, heidi, he-man,
superman olduğumuz; şirinlerle şirinlediğimiz; susam sokağı izleyip Kırpık'ın
sepetin içinde kalan kısmını merak ettiğimiz o günler!
Bunlar tabiki benim gibi 80’lerin sonu 90’ların başında
çocuk olanların dönem çağrışımları ama çocukluk dönemimiz deyince herkesin bir
dolu listesi çıkar eminim ki.. Çünkü hepimiz çocuk olmuştuk; o masumiyetin
içinden bu yaşlara sürüklenmiştik..
Yine konu dışı bir yazı gibi gelecek gibi görünüyor
biliyorum; böyle bir yazıyı neden kaleme alıyorum onu ise tam olarak da ifade
edemiyorum belki ama nedeni tamamen az önce karşıma çıkan ve üstüne de birkaç
kelime de ekleyip paylaştığım şu iki kare.. Ve hatta sonra hatırladığım bir
başka benzer resim..
(başka benzer o resmi
de merakınız için yazının altında paylaşıyorum)
Konunun uzantısı mı;
Bu yaratıcılığı gördüm dakikalarca bu güzel masum surata
baktım ve sonra dedim ki sahi neydi yaratıcılık?! İçinde bulunduğumuz önemli
sandığımız kendimizi geliştirme uğraşları; aldığımız onca eğitim aslında işimize
ne kadar hizmet ediyordu; yaratıcılığımızı onlar mı besliyordu..?
Biz bir ürünü, hizmeti konumlandırırken; bir iletişim rotası
belirlemeye çalışırken; ajans desteği için o yaratıcı zihinler müthiş işlerle
karşımıza çıksın diye en doğru bilgilendirmeyi onlara yapmaya çalışırken ve
ajanslarımız da bize supersonic fikirlerle gelmeye çalışırken; hani dağları
devirdiğimizi sanıyorduk ya; ..
Aslında oysaki; çocuk masumiyeti ve saflığıyla düşünmek
yeterdi belki de!?
Yaratıcılık denen şey belki de saflıkta, basitlikte
saklıydı; tamamiyle içten gelen heyecanı, isteği yansıtan..
Kim şimdi görmezden gelebilir ki burdaki yaratıcı
zihinleri..
Herşey çocuk masumiyetimizde; heycanımızda ve isteğimizde
saklıyken aslında; siz siz olun sakın o içinizdeki çocuğun sesini kısmayın!
Bırakın o çığlıklar atsın; bağırsın çağırsın; koşsun zıplasın; taklalar atsın;
düşsün kalksın ama sakın yorulup pes etmesin!
Çünkü yaratıcılık denen şey onda saklı..
Kocaman cüsselerinizin içinde barınmaya çalışan içinizdeki
çocukla ve sevgiyle kalın..
Ama bir de son zamanlarda doğruluğu kanıtlanan bir durum da
var ki; “çokyönlü çalışma yaratıcılığı öldürmekteymiş” bunu da ayrıca konuşuyor
olmak üzere;
Sevgiyle kalın..


Hiç yorum yok:
Yorum Gönder