Mutluluk neydi?
Bir dizi müziği sözlerinde şöyle geçerdi sanırım;
“Mutluluk neydi?
Gülümseten neydi bizi?
Hep sorduk!
Ah neler umduk; neler bulduk
Neydi şu mutluluk!?
Oraya koştuk buraya koştuk
Peşinde yorulduk;
En sonunda bir cevap bulduk ..... mutluluk”
“Mutluluk neydi?
Gülümseten neydi bizi?
Hep sorduk!
Ah neler umduk; neler bulduk
Neydi şu mutluluk!?
Oraya koştuk buraya koştuk
Peşinde yorulduk;
En sonunda bir cevap bulduk ..... mutluluk”
Noktalı kısım hadi size kalsın! Herkes şimdi kendi mutluluk
tanımını yapsın bakalım;)
Bende tam bu noktada “mutluluk” kavramını merkeze alan bir
iletişim yolundan bahsedeyim size..
Markamız Ülker. Çatısı altında hiç çalışmadım;
stratejilerine dair detay yorumlar yapamam ama bir tespitim var ki; markalar
için başarı sürdürülebilir stratejilerden; zamanla uyumlanıp gerekli hamleleri
yapabilmekten geçerken; Ülker’in bu iletişim kampanyasında da bunu görmekteyim.
Ülker mutluluk aslında 2014’de “mutlu et, mutlu ol”
kampanyası ile bugünün konumlandırmasını
temelini atmıştı belki de.. 70. Yıl kampanyasıydı ve kampanya tamamen
Twitter üzerinden yürüyen bir çalışmaydı hatırladığım kadarıyla. Twitter’dan
seçtiğin arkadaşlarına önce bir Ülker ürünü seçip tweet atıyorsun; bu ürünler
kocaman bir havuzda birikiyor ve sayıları 70.000’e ulaştığında çekiliş
başlıyor. 7 gün boyunca her gün tam 1000 kişi bu ürünlerle dolu Mutlu Bir An
kutusu kazanıyor, mutlu oluyor, mutlu da ediyor. Ne güzel bir kurgu değil mi! Güzel
bir kavramı ortaya koymuş; digital kanal kullanıp; üzerine bir daha önceki
yazılarımda da bahsettiğim “insana dokunma” hikayesini de güzel yansıtmış bir
iştir. Ki zaten sonra devamı 2015 yılında geldi. Ve “Mutluluk Heryerde” oldu
işin adı..
O kadar da güzel bir şekilde lanse ettiler ki; küçük mutlulukları görselleştirdiler; aslında değeri büyük olan anlık mutluluklar sayesinde de mutluluğun her yerde olabileceğini bize göstermeye çalıştılar. Zaten mutluluk da; zamandan, mekandan, şartlardan bağımsız anlık hazların bütünü olmaz mıydı!?
O kadar da güzel bir şekilde lanse ettiler ki; küçük mutlulukları görselleştirdiler; aslında değeri büyük olan anlık mutluluklar sayesinde de mutluluğun her yerde olabileceğini bize göstermeye çalıştılar. Zaten mutluluk da; zamandan, mekandan, şartlardan bağımsız anlık hazların bütünü olmaz mıydı!?
Kurgu çok güzeldi; küçük mutlulukların farkında olup keyfine
var, başka mutlulukları çağırır, mutluluğu hayatına yay.. Felsefe de zaten bu denli basit aslında! Bu
derinliğin 58 saniyelik bir reklam spotuna nasıl sığdığını görmek isteyenler
için link de paylaşmaktayım. Bakalım benimle aynı fikirde olacak mısınız? https://www.youtube.com/watch?v=34cIV1jxbpw
Bir dip not eklemeden geçemeyeceğim ki; Eti için gerçekten üzgünüm;
“mutluluk denince” bazılarımızın aklına belki hala Eti geliyordur ama muhtemelen
benim içinde bulunduğum kuşaktan bir kuşak daha öteye gitmez bu farkındalık.
1990 sonrası doğumlular için artık mutluluk Ülker demek olsa gerek.
Burdan da şöyle birşey çıkıyor; zamanında iyi birşey yapman
önemli değil; eğer o alanı sahiplenemezsen sonra birileri gelir arkadan hızla
ve bi bakmışsın atmış çıkarmış seni oradan.
Artarak çoğalan mutluluklarınız olsun J
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder