23.10.26

Sana egonu yok etmen gerektiğini söylediler. Peki ya ego, yok etmen gereken bir şey değil de; işbirliği yapabileceğin ve seni destekleyebilecek bir yapıysa ..

 


Ego yalnızca kibir, kendini beğenmişlik ya da savunma mekanizması değildir.

Ego, insanın ruhsal özüyle, zihniyle ve maddi dünyadaki yaşamıyla ilişkisinde önemli yer tutan ;
imsan yaşamı için gerekli bir mekanizmadır.

Ego, düşmanımız değil; kendimizi dünyada ifade etmemizi sağlayan benlik yapımızdır. Ancak kendimizi bu yapının tamamından ibaret sanmaya başladığımızda sorun ortaya çıkar.

Egoyu açıklarken ruh, zihin ve madde arasındaki köprü yaklaşımını temel alıyorum ve « Ego Ruh ile Dünya Arasındaki Köprüdür » diyorum.

Ego kelimesini duyduğumuzda çoğumuzun aklına kibir, kendini beğenmişlik, üstünlük taslamak ya da sürekli haklı çıkmaya çalışmak gelir. Bu yüzden egodan kurtulmamız, onu aşmamız veya tamamen yok etmemiz gerektiğini düşünürüz.

Peki, ego gerçekten kurtulmamız gereken bir şey midir?

Ya ego, yok etmemiz gereken bir düşman değil de doğru kullanmayı öğrenmemiz gereken bir yapıysa?

Bu soruya cevap verebilmek için önce egonun ne olduğunu anlamamız gerekir.

Ego aslında nedir?

En basit anlatımıyla ego, insanın kendisini bir “ben” olarak algılamasıyla ilgilidir.

Ben kimim? Ne istiyorum? Neye değer veriyorum? Başkaları beni nasıl görüyor? Dünyada nasıl bir yerim var?

Bu soruların etrafında kendimizle ilgili bir algı geliştiririz. Hayat deneyimlerimiz, ailemiz, yetiştirilme biçimimiz, başarılarımız, başarısızlıklarımız, korkularımız ve inançlarımız bu algının şekillenmesinde rol oynar.

Zamanla kendimiz hakkında bir hikâye oluştururuz.

“Ben güçlüyüm.”

“Ben başarısız olmamalıyım.”

“İnsanlara güvenilmez.”

“Sevilmek için faydalı olmalıyım.”

“Saygı görmek için başarılı olmalıyım.”

Bu düşüncelerin bir kısmı bize yardımcı olurken bir kısmı bizi sınırlandırabilir. Çünkü insan, zamanla kendisi hakkındaki düşüncelerini gerçeğin kendisiymiş gibi görmeye başlayabilir.

İşte burada egonun işleyişini daha iyi anlamaya başlarız.

Ego neden gereklidir?

İnsan yalnızca düşünceleri ve arzularıyla değil, içinde yaşadığı dünyanın koşullarıyla da ilişki kurmak zorundadır.

İhtiyaçlarımız vardır. Kararlar vermemiz, sınırlar koymamız, ilişkiler kurmamız, kaynaklarımızı yönetmemiz, geleceğimizi planlamamız ve zaman zaman kendimizi korumamız gerekir.

Ruhani bir bakış açısından insanın içsel özünü, anlam arayışını ve daha derin bir farkındalık hâlini düşündüğümüzde; zihnin de bu içsel yönelimi günlük yaşamın koşullarına taşıyan bir işlevi olduğunu söyleyebiliriz.

Bu yaklaşımda ego, insanın dünyadaki kimliğini ve benlik duygusunu oluşturmasına yardımcı olan bir yapı olarak düşünülebilir.

Bir hedefin olması, kendini ifade edebilmen, emeğinin karşılığını istemen, sınırlarını koruman ve hayatını düzenlemen gerekir. Bunlar egonun varlığının kötü olduğu anlamına gelmez.

Sorun egonun var olması değil, bütün varlığımızı ego üzerinden tanımlamaya başlamamızdır.

Ruh, zihin ve ego: Bir köprü metaforu

Ruhani yaklaşımımda bu ilişkiyi bir köprü üzerinden anlatmayı anlamlı buluyorum.

Ruhu, insanın daha derin özüyle, anlam arayışıyla, vicdanıyla ve varoluşuyla kurduğu ilişki üzerinden düşünelim.

Zihin; analiz eder, karşılaştırır, öğrenir, planlar ve stratejiler üretir. Günlük yaşamda ihtiyaçlarımızı karşılamak, işimizi yürütmek ve sorunları çözmek için zihinsel becerilerimize ihtiyaç duyarız.

Ego ise bu yaşamın içinde kim olduğumuza dair algımızla ilişkilidir. Dünyada bir kimlik edinmemize, kendimizi ifade etmemize ve yaşamın içinde bir yer tutmamıza yardımcı olur.

Bu çerçevede egoyu ruh ile maddi yaşam arasında bir köprü olarak düşünebiliriz.

Köprü gereklidir. Fakat köprü, yolculuğun amacı değildir.

Kendimizi yalnızca unvanlarımızdan, başarılarımızdan, paramızdan, dış görünüşümüzden, ilişkilerimizden veya başkalarının hakkımızda düşündüklerinden ibaret görmeye başladığımızda, benliğimizin bütününü bu kimliğe indirgemiş oluruz.

Oysa bunlar hayatımızın parçalarıdır; bütün varlığımızın tamamı değildir.

Bu köprü metaforu, psikolojideki egonun teknik tanımı değil; insanın ruhsal ve maddi yaşamını birlikte anlamlandırmak için kullanılabilecek bir bakış açısıdır.

Ego ne zaman bizi yönetmeye başlar?

Egonun bizi yönetmesi, çoğu zaman kendimizi korumaya çalışırken başlar.

Bir düşün: Birisi seni eleştirdiğinde neden bazen bu kadar öfkelenirsin?

Belki de yalnızca söylenen söze tepki vermiyorsundur. Belki o söz, kendin hakkında inandığın bir şeye dokunmuştur.

Kendini güçlü biri olarak tanımlıyorsan zayıf görünmekten korkabilirsin.

Kendini başarılı olmak üzerinden değerlendiriyorsan başarısızlık ihtimali sana olduğundan daha büyük gelebilir.

Kendini herkes tarafından sevilmek üzerinden tanımlıyorsan birinin seni sevmemesi, yalnızca bir ilişkinin sonucu olmaktan çıkıp kendi değerine yönelik bir tehdit gibi hissedilebilir.

Bu anlarda olayın kendisiyle, olayın senin benlik algında uyandırdığı anlam birbirine karışabilir.

Ego, alıştığı kimliği korumaya çalışır. Bazen savunmaya geçeriz, bazen saldırırız, bazen geri çekiliriz, bazen de kendimizi kanıtlamak için gereğinden fazla çabalarız.

Bu tepkilerin her biri farklı nedenlerden kaynaklanabilir. Her öfke ego değildir, her savunma kibir değildir. Ancak bu tepkilerin arkasındaki ihtiyacı ve korkuyu incelemek, kendimizi anlamamıza yardımcı olabilir.

Egoyu yönetmek ne demektir?

Egoyu yönetmek, kendini bastırmak ya da değersiz görmek değildir.

Kendinden vazgeçmek, hiçbir şey istememek, başarılı olmaya çalışmamak veya bütün maddi ihtiyaçlarını önemsiz saymak da değildir.

Egoyu yönetmek; kendin hakkındaki algının, kararlarını otomatik olarak belirlemesine izin vermemeyi öğrenmektir.

Örneğin, bir tartışmada haklı çıkmak isteyebilirsin. Bu insani bir durumdur. Fakat haklı çıkma isteğinin önüne geçip gerçekten ne olduğunu anlamaya çalışabilirsin.

Başarılı olmak isteyebilirsin. Ancak başarısız olduğunda kendini değersiz ilan etmek zorunda değilsin.

Bir ilişkide sevilmek isteyebilirsin. Fakat sırf sevilmek için kendi sınırlarını sürekli ihlal etmek zorunda değilsin.

Kendini savunabilirsin. Ama kendini savunmak için karşındaki insanı küçültmek zorunda değilsin.

Bütün bunlarda ego ortadan kalkmaz. Onunla kurduğun ilişki değişir.

Kendini tanımlayan düşüncelerin farkına varır, onların her zaman gerçeği yansıtmadığını kabul eder ve nasıl davranacağını daha bilinçli seçmeye başlarsın.

Peki, egomuzu nasıl yönetebiliriz?

İlk adım, egoyu düşman ilan etmek değil, onu fark etmektir.

Bir olay karşısında aşırı tepki verdiğinde kendine şu soruları sorabilirsin:

“Şu anda gerçekte ne oldu?”

“Ben bu olaya hangi anlamı yükledim?”

“Bu durum kendimle ilgili hangi inancımı tehdit ediyor?”

“Şu anda gerçekten neye ihtiyacım var?”

“Nasıl davranırsam hem kendime hem de karşımdaki insana saygımı koruyabilirim?”

Bu sorular, otomatik tepkilerin arasına küçük bir farkındalık alanı açabilir.

Bazen ihtiyacın kendini savunmaktır. Bazen özür dilemek, bazen sınır koymak, bazen de yanıldığını kabul etmektir.

Ego yönetimi, her durumda sakin kalmak ya da herkese anlayış göstermek demek değildir. Gerektiğinde hayır diyebilmek, hakkını savunmak ve kendini korumak da bunun bir parçasıdır.

Önemli olan, davranışını yalnızca korkunun, onay ihtiyacının veya üstün gelme arzusunun belirlememesidir.

Sonuç: Ego bir araçtır, bütün varlığımız değil

Belki de insanın kendisiyle kurabileceği en sağlıklı ilişki, egosunu yok etmeye çalışmadığı ama onu mutlak otorite de yapmadığı ilişkidir.

Kendini sevebilmek ama kendini kusursuz sanmamak.

Başarılı olmak ama değerini yalnızca başarıyla ölçmemek.

Sınırlarını korumak ama herkesi düşman olarak görmemek.

Yanıldığında bunu kabul etmek ama kendini değersizleştirmemek.

Maddi dünyada yaşamak, hedefler koymak ve bunlar için çabalamak ama bütün kimliğini sahip olduklarına indirgememek.

Bunlar birbirine zıt olmak zorunda değildir.

Ruh, zihin ve ego arasındaki ilişkiyi bir köprü metaforuyla düşündüğümüzde, amaç köprüyü yıkmak değil, onun ne işe yaradığını bilerek kullanmaktır.

Çünkü ego senin bütün varlığın değildir. Kendini dünyada ifade etme biçimlerinden biridir. Ve bilinçli bir şekilde ona görevler verebilrsin!

Onu tanıdıkça, onun her düşüncesini gerçek; her korkusunu tehlike; her savunmasını zorunluluk olarak görmekten uzaklaşabilir; onun güçlü enerjisini ve desteğini kendi içinden geldiği gibi; sana en yüksek faydayı sağlayacak şekilde kullanabilirsin..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder