10.8.23

Ne de olsa “biz romantik olduktan sonra dağlar güzelleşti” / ırkçılığa dair..


Irkçılık:

Bugün konuya tam ortasından “dalacağım” kaba tabiriyle..

Ötekileştirme, dışlama vb bir sürü şekilde ve daha da yumuşak şekilde nitelenebilecek bu durum; TDK ise şöyle tanımlamış: insanların toplumsal özelliklerini biyolojik, ırksal özelliklerine indirgeyerek bir ırkın başka ırklara üstün olduğunu öne süren öğreti, racism

Bu arada euronews de denk geldiğim bir habere göre de 'ırkçılık' kelimesinin bazı grupların maruz kaldığı sistematik baskıyı da yansıtmasını isteyen genç bir kadının talebi üzerine, Amerikan Merriam-Webster sözlüğü bu öneriyi kabul ederek kelimenin yeniden tanımlanacağını duyurmuş. Ki bence çok da yerinde bir tespit ve talep!

Göçmenlik ise ilginç bir tecrübe ve genellikle de ırkçılık ile yan yana yürüyebilen bir kavram olabiliyor.

Hem bir göçmen olarak hem de göçmenlerle çokça çalışan birisi olarak; aklımda hep şu 2 soru ile “ırkçılık psikolojisi” yıllardır benim de gündemimde diyebilirim. 

➖Irkçılık “doğuştan var olan” bir özellik mi ;

➖yoksa “genetik / evrimsel bir dayanağı olmayan, haslet, güvensizlik ve kaygı gibi duygularının yarattığı psikolojik bir davranış kalıbı” mı ?

İki görüşü de destekleyen ya da zıddını savunan pek çok yayın okudum ve içlerinde mantıklı yanlar bulsam da; ırkçı düşünce ve davranışların oluşumunda genetik faktörlerin büyük rol oynadığına dair kesin ve bilimsel kanıtlar bulamadım. 

Evrimsel psikoloji, günümüz insanının özelliklerini, atalarımızın hayatta kalma çabasındaki faydası bakımından açıklamaya çalışsa da; baskın görüşe göre ırkçılık “diğer grup üyelerini, açıkça daha kötü avantajlara sahip düşük statüde tutmak” için geliştirilen “ekonomik stratejiler”in bir sonucudur; ki bu anlamıyla ırkçılığı daha çok sosyal, kültürel, tarihsel, psikolojik ve toplumsal faktörlerle ilişkilendiriliriz. 

Davranışsal bağışıklık sistemine göre İnsanlar, belirli koşullarda (özellikle kendilerini tehdit altında hissettiklerinde) tepkisel olarak olumsuz düşüncelere ve davranışlara “kolayca” yönelebilirler. Bu modele göre belirli bir grupla ilişkilendirilen olumsuz duyguları bastırmaya veya dışa vurarak toplumsal kimliklerini korumaya çalışmak da ırkçılık temelli davranışların bazı sayılabilir. 

Dolayısıyla, ırkçılık, toplumsal, kültürel ve psikolojik etkileşimler sonucu ortaya çıkan öğrenilmiş bir davranış ve düşünce kalıbıdır da diyebiliriz.

Aklıma ve kalbime en yatan ve farkındalığımla da bu kavramı yönetmeme destek olan bilgi ise ırkçılığın kendi içsel süreçlerimizden geldiği..

Önyargılı düşünceler; "biz ve onlar" mentalitesi geliştirme eğilimini besleyen; özellikle çocukluk döneminde aile ve çevreden öğrenilen bilinçaltımızda bir şekilde içselleştirilen inançlar ve en çok da özellikle sinir sistemimizin ve ilkel benliğimizin işleyişini şekillendiren “bilinmezlik veya farklılık karşısında duyulan kaygı veya korku”lar. Şu da bir gerçek ki; aslında bu eğilim hepimizde var: tanıdık olmadığımız veya anlamadığımız şeylere karşı savunmacı bir tutum geliştirebiliriz.  Dolayısyla, karşımızdaki kişiler de bize, ırkımıza dair sınırlı deneyimlere sahip olduğunda bizi bilinmez veya tehlikeli olarak algılayabilir; ya da ırkımıza dair önyargılı düşünceleriyle bizi damgalayabilir!

İşin tabiki bireysel boyutu var; uzantısı bizde var ise bu alandan kesinlikle pay alırız; fakat bazen de geniş düşünüp kişisel algılamamak gerekir. 

Nasıl mı? Bu foto çekilmeden yarım saat kadar önce bir restoranda yemek yeme girişimim sırasında bir ötekileştirilmeye mağruz kalmıştım; ve kişisel olarak da üzerinde çok çalıştığım bir konu olmasına rağmen niye konum olduğunu anlayamamıştım. Sonra üzerinden geçince anladım ki; kilit nokta algımdaydı (ve bende bu algıyı yaratan artık bilinçaltım değildi – zihnimdi).. Orada duruma yorum katmayabilirdim ve üzerimden kayıp geçmesine izin verebilirdim; fakat zihnim bu işletim sistemine o denli hakimdi ki; en iyi bildiğini düşündürttü bana..

Oysaki o an, bir etiketleme yapıp; üstüne bir de “bu yaşadığım dialog bana neyi aynalıyor acaba” demek yerine; kişisel bakmayı bırakıp konunun evrenselliğini kabule geçebilirdim mesela.. Çünkü neydi: “eğer birşeylere bakma şeklimiz değişirse, baktığımız şeyler değişir” -Wayne Dyer


Ne de olsa “biz romantik olduktan sonra dağlar güzelleşti” 😊


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder