22.10.19

İçimizdeki Gölgelerle Yüzleşmek ve Onları Yok Etmek..


Aslında daha önce de kaleme aldığım bir konuydu ama bugünlerde sıkça bu konuda danışan problemi görmeye başlayınca yeniden hatırlatma zamanıdır belki de dedim…
Hep denir ya pozitif düşün! Oysaki aslında pozitiflik nedir? Bir şeyleri yok saymak mı? Yoksa içinde kavgalar sürerken dışarı gülücükler atmak mı?
Aslında pozitife giden yol negatiften geçer ki; negatifi yaşayarak pozitifi oldurmanın bir yolu da içimizdeki gölgelerle yüzleşmektir!

Peki ne demek “içimizdeki gölgeler”?

Hayatta kızdığınız, tepki verdiğiniz, sizde öyle ya da böyle negatif bir his uyandıran tüm tavır ve davranışların aslında sizin içinizde de var olması durumudur. Dışarıdan gelen bir şeylerden ya da birisinin davranışlarından rahatsızsınızdır çünkü bu durum size kendinizden bir kesit sunmaktadır. Kısacası “aynalama” denilen o durum! Bu durumun detayına dair bilgi sahibi olmak isteyenler için bir kitap önerisinde de bulunabilirim: Debbie Ford’dan “Işığı Arayanların Karanlık Yanı”. Kendiniz üzerinde çalışmak için müthiş bir rehber kitap diyebilirim!

Bu konu üzerinde çalışmak için bir uygulama önerisi de paylaşacağım ama öncesinde kitaptan birkaç alıntı ile konuya dair detay vermek isterim…
“Eğer kabul etmediğimiz bir veçhemiz varsa, hayatımıza hep bu veçheyi sergileyen insanları çekeceğizdir. Evren bize gerçekte kim olduğumuzu göstermeye ve bizim yeniden bütün olmamıza yardım etmeye çalışmayı sürdürecektir. Çoğumuz bu sahiplenilmemiş veçheleri o kadar derine gömmüşüzdür ki nerede tiksintiyle baktığımız belli tipte bir insan gibi olabileceğimizi göremeyiz. Ancak, eğer o belli insan tipi yaşamımızda ortaya çıkmayı sürdürürse, bunun bir nedeni vardır.
Kendi özelliklerinizi sahiplenmeyi başarmanın birçok yolu vardır. İşe sizi rahatsız eden nitelikler üzerinde konsantre olarak başlayın. Hoşlanmadığınız ya da nefret ettiğiniz insanları tarif eden sözcükler listenizi çıkarın ve her bir özelliği inceleyin. Ne kadar direngen olursanız olun, bu sürecin işlemesi için bu özelliklerin her birini sahiplenmelisiniz. Yaşamınızda bu özelliği sergilediğiniz ya da bir başkasının sizin bu özelliği sergilediğinizi algılamış olabileceği bir yer bulun. Her özelliği bir ceketi dener gibi deneyin, size uyup uymadığına bakın, onun nasıl bir his verdiğini görün ve onun uyması için ne yapmanız gerektiğini düşünün. Sevdiğiniz biri tarafından o söz size söylense nasıl tepki göstereceğinizi hayal edin. Her bir özellik hakkında hangi yargılarda bulunduğunuzu, ve her bir özelliğe sahip insanlar hakkında hangi yargılarda bulunduğunuzu inceleyin. Bu veçheye sahip oldukları için kaç kişiyi dışladığınıza bakın. Kendinizi bu insanlarla kendi lehinize karar verecek şekilde kıyaslamaya, ya da kendi davranışınız ile onların davranışları arasında ayırım yapmaya çalışmayın. Ego’nuzun sizin davranışınızı mazur gösterip haklı çıkarmasına izin vermeyin. Unutmayın, dünya kaba birini kaba biri olarak görür.
Mucize, siz bir veçhenizi gerçekten sahiplenip benimsediğinizde meydana gelir. O noktada, size aynalık eden kişi y o davranışı sergilemeyi bırakacaktır, ya da siz o kişiyi hayatınızda istememeyi seçebilecek hale geleceksiniz. Siz fişi o prizden çektiğinizde, artık bir başka kişinin sizin gölgenizi size geri yansıtmasına ihtiyacınız kalmayacak. Çünkü siz kendiniz daha bütün olacak, ve doğal olarak bu bütünlüğü size geri yansıtanlara çekileceksiniz. Eğer ruhunuzun amacı bütün olmaksa, biz sürekli olarak bütün olmak için görmemiz gerekenleri çağıracağız. Biz daha çok yanımızı sahiplendiğimizde, hayatımıza da daha sağlıklı insanlar girecektir.
Zaman ayırıp neyi sahiplenmek istemediğinizi düşünün. Bir şeyi sahiplenmeye karşı direnç hissettiğinizde, onu atlayıp geçmeyin. Bu direncin nereden geldiğini görebilene dek araştırın. Hangi yargılarda bulunduğunuza dikkat edin. O özelliği sergilediğiniz zamanları yazın. Eğer bu konuda zorlanırsanız bir arkadaşınızdan yardım isteyin. Eğer dikkatinizi bir başkasının hoşlanmadığınız bir veçhesi üzerinde topluyorsanız, bunun sizin de o aynı veçheye sahip olmanızdan kaynaklandığını hatırlayın. Sahiplenilecek en zor sözcükler daima birinin bize yanlış yaptığını düşündüğümüz olaylarla ilişkilidir. Ego’muz bizi rahatsız eden özelliklerin aslında bizde de olduğu gerçeğini idrakinden bizi uzak tutmak için; yaşamımızın durumundan ötürü bir başkasını suçlayarak oyalanmamızı sağlar. Çoğumuz bize zarar vermiş insanlara karşı davalar oluşturmak için uzun bir zaman harcamışsızdır.” / Debbie Ford, Işığı Arayanların Karanlık Yanı

Oprah Winfrey bir zamanlar yaptığı bir açılış konuşmasında, “Yaralarınızı bilgeliğe dönüştürün demişti. Kırgınlıklarınıza, küslüklerinize tutunmak yerine onlardan ders alın. Yaralarınızdan nasıl yararlandığınızı görmek için bakın. Onlar sizi nereye götürdüler? Eğer o kötü deneyimi geçirmemiş olsaydınız, hayatınızda şimdi kim olmayabilecekti? Ve yaralarınıza tutunmanız hayallerinizi gerçekleştirmenizi nasıl engelliyor? Siz gelişip öğrenmek için yaralarınızı kullandığınızda, kurban olmayı sürdürmek zorunda kalmazsınız. Size zarar vermiş olan o kişiye bakın, o kişinin hangi veçhelerine fişi taktığınızı inceleyin. Ve o şeyleri kendi içinizde bulabildiğinizde, artık o kişiye bağlı olmayacak ya da ondan etkilenmeyeceksiniz.”
*Özetle; “Her insanın içinde başkalarından ve hatta kendinden bilinçli ya da bilinçsizce gizlediği karanlık bir yan vardır ve bunlara gölgelerimiz deriz. Işığa – aydınlığa çıkarılmadıkları için karanlıktır… Onları farkedip, ortaya çıkarıp, kabule geçemedikçe bu yanımız bizi sürekli engellemeye; bize mutsuzlukları, korkuyu, acıları yaşatmaya ve hatta o gölgeleri barındıran davranışlar sergileyen insanları bize ayna olmaları için hayatımıza bu çekmeyi sürdürecektir. “Aydınlanmaya giden yol sadece tanrısal olanı aramayı değil, karanlık benliğin tümüyle kabullenilmesini ve böylece muhteşem bütünlüğümüze erişmeyi içerir”.

Karanlık yanlarınızı fark edip; o gölgelerinizle bütünleşmeye ve bu yanlarımızı kamufle edebilmek için takındığınız maskeleri çıkarmaya hazırsanız bu kitap önerisinin yanında size oldukça kolay uygulanabilir bir egzersiz de önermek isterim. Sevgili Ebru Demirhan’dan aldığım eğitimlerden bir pratik.. Kendi kendime de çevremde ihtiyaç duyanlara da çok uygulamışımdır.

Uygulama Önerisi:
Davranışları size rahatsızlık veren bir insanı düşünün.
Bir kağıda ikiye katlayarak bir tarafına önce onun size karşı davranışlarını madde madde sıralayın; özellikle rahatsızlık veren tavırlarını.
Aynı kağıdı diğer tarafına o maddelerin karşılarına gelecek şekilde sizin o kişiye karşı olan tavırlarınızı sıralayın. Sonra katlı kısmı açarak karşı karşıya gelen maddeleri okuyun.. Tavırların birbirine denk – parallel gelişi sizi çok şaşırtacak! Etki tepki durumları gibi maddeler göreceksiniz..
Sonra özellikle denk gelen bu maddelerden size rahatsızlık veren kişinin tarafına düşen davranışları belirleyip; geçin aynanın karşısına ve o maddeleri yüksek sesle okumaya başlayın. Bunu bir cümle dizilimi içerisinde yapmak çok daha faydalı olabilir; örneğin: “bencil, umursamaz, ukala, insanlara değer vermeyen …” gibi davranış kalıpları mı çıktı; bunları ayna karşısında şu şekilde okuyabilirsiniz:
“Ben XXX (adınız – soyadınız; evli iseniz kızlık soyadınızı da kullanarak) tüm [bencilliğimi – umursamaz tavırlarımı – ukala hareketlerimi – insanlara değer vermez hallerimi …] biliyorum. Bu huylarımı ve davranışlarımı şimdi şu an burada fark ediyorum vr kabul ediyorum. Bu davranış ve düşüncelerimden dolayı af diliyor; kendimi bu davranış ve düşüncelerimden dolayı affediyor; bu farkındalığım için kendime teşekkür ediyor ve kendimden özür diliyorum. Kendimi seviyorum. Farkındalığım için şükürler olsun.”
Ve bu noktada eğilerek kendinizi de selamlayarak çalışmayı kapatabilirsiniz.
Aynı çalışmayı kavramlarla aranızdaki ilişkiler için de yapabilirsiniz. Örneğin, para konusunu ele alalım; bu kez kişi değil de parayı düşünerek onun hayatınızdaki yerine dair tanımları ve karşısında da sizin para karşısındaki tutum ve görüşlerinizi yazarak çalışmayı şekillendirebilirsiniz.

Kısılıp kalmış yaşam enerjinizin serbest kalmasına niyeten;
Şifa olsun..
22.10.19

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder