‘Bu da geçer Ya Hû’: mantra niteliğinde bulduğum; çok da sık
kullandığım bir sözdür. Titreşimi bana iyi gelir. Eğer sizi de titrettiyse alın
şifasına açılın lütfen..
Sözün aslı bundan bin küsür sene önceye , Bizans dönemine uzanır. Bizanslılar
fena bir işe uğradıkları zaman ‘Buda geçer’ manasına gelen ‘k’afto ta perasi’
demektedirler. Söylem Selçuklular zamanında İran taraflarına geçer ve Farsçalaşıp
‘in niz beguzered’ olur.
Osmanlılar devrinde Türkçe söylenip ‘bu da geçer’ yapılır ve tekke ve
dergâhlarda da benimsenmesi ile birlikte sonuna ‘Ya Allah’ manasına gelen bir
‘Ya Hû’ ilave edilip ‘BU DA GEÇER YA HÛ’ haline gelir…
Hep alan açmak diyorum ya; bu alanı dün bana İsviçre’li bir
arkadaşım açtı.. Rumi hakkında ne düşünüyorsun dedi ve başladık yazışmaya
(yumuşak karantina dediklerine biz de geçtik; artık fizilsel mesafeleri
koruyoruz)…
O an düşündüm; en çok hangi sözü iyi gelirdi bugünlere diye sorularlayaratım
alanından bu çıktı
“Sopayla kilime vuranın gayesi, kilimi dövmek değil, tozunu almaktır. Allah
sana sıkıntı vermekle tozunu, kirini alır. Niye kederlenirsin?” ― Mevlana Rumi
Bu satıları okuyan değerli can; çok mu bunaldın; çok mı
sıkıldın; dayanmak zor - çözümler uzak
mı geliyor? Bil ki yalnız değilsin! Bil ki bugünler de geçiyor.. Bil ki Olmakta
OLan her zaman iyidir..
İnsanlık bir salgın dönemini mi yaşıyor: OLABİLİR..
Çok mu sıkışıp kaldın; işini mi kaybettin; sevdiklerin hasta mı; korkuların mı
var; parasızlık – işsizlik – sağlıklı bir ilişkinin olmayışı canını mı sıkıyor:
OLABİLİR..
Sürekli aynı döndüleri yaşamaktan çok mı sıkıldın; vücudunda tuttuğun kilolar
çok mu rahatsızlık verici: OLABİLİR..
Hepsi geçer..geçiyor..
Kışın sonu bahar değil mi? Hep de öyle olmadı mı? Neler neler atlattın bir
düşünsene.. Herbiri yeni bir öğreti oldu; yeni bir alan açtı; sen onlarla
dönüştün büyüdün; olgunlaştın yoluna devam etmedin mi?
Ve artık her zamankinden daha iyi biliyorsun ne kadar da güçlü olduğunu.. Artık
çok daha farkında ve çok daha bilinçlisin..
FARKET içindekini; gör – tanı bil negatif duyguları ve bırak aksın; bırak
mesajlarını versin ve sen de onlar da yolları ayırmaya gönüllü olsun.. sonra
BIRAK.. usulca, yavaşça, sertçe.. sen nasıl dilersen; içinden nasıl gelirse..
ister bir aracı ile ister yalnız.. ve sonra koy yerine mis gibi yüksek –
pozitif duyguları.. Nasıl olacak ki? dediğini duyuyorum.. inan kolay.. bir gönüllü
ol bakalım nasıl akıyor? Bir niyetle başla! İnan arkası gelmeye hazır.. Niyet
et; elinden geleni yap ve izle kalbinin / ruhunun bilgeliğini.. çünkü cevaplar
orada.. özün her şeyi biliyor ve sana sesini duyurmaya hazır.. aç bilincini
buna ve başla dinlemeye..
Sen yeter ki yaratılmış mükemmel bir zerre olduğunu fark et!
Evet çünkü sen; seni her yapan bileşenle kıymetlisin; tıpkı herkes gibi..evet
sevmediğini düşündüğün, kızdığın, affedemediğin, suçladığın herkes gibi.. Hepimiz
kıymetliyiz; hepimizin bir rolü, görevi var..
Nasıl ki; gül dikeni ile var; bizler de içimizdeki negatif ve pozitiflerle
varız.. zıtlıklaryasası .. Ve o negatifleri hafifletme, bazılarını bırakıp
dönüştürme gücü, bilgeliği ve yaratım gücü bizde var.. istemez misin fark edip kullnamayı..
haydi al ve kullan o zaman..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder