İyi insan ya da kötü insan..
Aslında iyi ya da kötü olarak nitelediğimiz insan tanımlamaları “bizim
ilginç bakış açımızın” birer mahsulüdür.. Şöyle düşünün; size göre iyi olan
birisi, sizin yakınınız olan başka birisine kötü görünüyor olabilir.. İllaki
vardır böyle birileri çevrenizde değil mi?
Peki neden böyledir bu durum? Çünkü kişilerle ruhsal kontratlarımızı “ilahi
bazı konularımızın çözümleri” temelinde yaparız ve bir konunun mesajını bize
görünür kılmak için hayatımızda yer alan birisi bizim çok canımızı yakan
olabilirken; başka birisi ile hiç öyle bir kontratı olmadığından onunla gayet
pozitif veya nötr ilişkiler sürdürebilir..
Aynı şekilde biz de başkalarının hayatında böylesi çeşitli rollerde olabilir;
farklı duygular uyandırabiliriz..
O çok kızdığınız, kırgın olduğunuz insanın düşünün mesela; düşünün
ki o da bir zamanlar sizin gibi çocuktu; masumdu; saf sevgiden besleniyordu..
ASLINDA HEPİMİZ BİR VE BÜTÜNÜZ: ne demek bu? Hepimiz ilahi olandan bir
parçayız; aynı kaynaktan OLuşum bulmuş; çok kıymetli birer zerreyiz. Yaratılmış
her zerre gibi her birimizin görevi; önemi; varlığının değeri çok büyük.. Nasıl
ki ötüşüyle, çıkardığı güzel seslerle doğaya pozitif katkı olduğunu
düşündüğümüz kuşlar kıymetli ise; bir sürüngen olduğunu düşündüğümüz yılanlar
da çok kıymetli. Her birinin ekosistemdeki görevi kıymetli ve önemli; her biri üzerine
düşen görevi yapmakta.. Aynı insan türlerinde olduğu gibi: aslında bizim çok
kötü diye nitelediğimiz, bize büyük kötülükler yaptığını düşündüğümüz insan aslında
düşündüğümüzden çok daha fazla katkı oluyor; bize karşı tutum ve davranışları
ile aslında bize bir mesaj vermeye çalışıyor; bir konumuzun çözümü için alan
açıyordur; biz bunu bu şekilde hissetmesek de durumun gerçeği budur aslında..
Ne zaman ki; durumları bu şekilde okumaya başlarız; bu bize farkındalık alanı
açar işte o noktada o kişinin bize vermeye çalıştığı mesajı alır; kolayca
dönüştürür ve hafiflemiş bir şekilde yolculuğumuza devam ederiz..
Peki bu farkındalık adımını nasıl atabiliriz?
Öncelikle birkaç process çalıştıralım mı?
- Yaratılmış her bir zerre ile bir ve bütün OLUŞumu görmemi engelleyen her ne
blokaj; engel ve negatif duygu varsa; hepsi yakıp-yıkıp-yok ediyor; yaratımını
tüm hücrelerimden iptal ediyorum.
- Bıraktığım bu enerjilerin yerine; benim ve herkesin, ilahi olanın masum birer
parçaları olduğumuz bilgeliğini ekiyorum.
Ben ve hepimiz ilahi olanın masum birer parçalarıyız ve her birimizin kendi
koşullarımızda görev ve sorumluluklarımızın olduğunu biliyorum.
Diğerlerinin içindeki masum ışığı görüp hissedebilmem için neler mümkün? Bunun
için hangi bilinç ve alan olabilirim?
Yaratan’ın (inancınız her ne ise nitelemenizi bu doğrultuda
değiştirebilirsiniz) her varlıkta yaşayan ışığını ve benliğini görüyorum;
hissediyorum. Ve bu farkındalığımın hediyelerine açılıyorum. Ben Yaradan’ı ve
dolayısıyla O’nun her varlıkta yaşayan ışığını seviyorum. Kendimdeki Yaradan
Işığı’nı da yükseltiyor; bunun pozitif yaratımına kendimi açıyorum.
- Herkesin içindeki ışığı ve masumiyeti fark edip; sevmem ve herkesin varlığına
saygı duymam için neler mümkün?
- Tüm bunların da ötesinde bugüne kadar fark edip; alıp kullanamadığım neler
var; ve ben bunları nasıl alıp kullanabilir; bilgeliğimi nasıl aktive
edebilirim?
- Eş-titreşimde olmadığım insanlarla vakit geçirmek zorunda olmadığımı; onların
kişiliğini sevmek zorunda olmadığımı; davranışlarına bahaneler üretmek zorunda
olmadığımı biliyorum; hatırlıyorum. Onların
içindeki ruhu sevebilirim; bu bilgeliğim bu sevgiye alan açabilir ve bu bilinç
de benden başlayarak bütüne katkı olur. Ve ben bunu fark ediyorum. Bu
farkındalığım ile başta kendimi sonra bütünü aydınlığa çeviren bilince katkı
olabiliyorum. Şükürler olsun..
Ve birkaç gün önce sevgili moralev in paylaştığı şu egzersiz de bu
bilinci açılmasına katkı olacaktır:
Sevgi ve Işıkla,
“Bir dakikanızı ayırın. Sizi
hayatınızda bir zamanlar rahatsız etmiş olan veya şimdi rahatsız etmekte olan
birini düşünün. Tanıdığınız veya sadece haberlerde şahit olduğunuz birisi
olabilir. Derinden önemsediğiniz veya bir daha hiç görmek istemediğiniz biri.
Bu kişi hakkında düşünmeye bir dakikanızı verin. İlk aklınıza gelene güvenin.
Bunu yaparken bedeninizdeki hisleri hissedin. Belki çenenizde, sırtınıza veya
karnınızda oluşan gerginliği fark edin. Huzurlu veya sakin misiniz, korku
dolu ya da öfkeli misiniz, hissedin. En ufak bir yargılama olmadan sadece bunu
görün.
Şimdi bu insanı bir çocuk olarak
düşünün, kaybolmuş, yalnız, ezilmiş, dövülmüş, suistimal edilmiş veya görmezden
gelinmiş. Onları sevgi için ağlayan ama dönecek hiçbir yeri olmayan ufak bir
çocuk olarak görün. İçlerindeki karışıklığın ve yalnızlığın acısını hissedin.
Böylesine sevilmediğini hisseden o ufaklığa kalbinizin şefkatle açıldığını
hissedin.
Şimdi, eğer yapabilirseniz, bu küçük
acı çeken çocuğu sizi bu kadar rahatsız eden insanın içinde gördüğünüzü
düşünün. Bu çocuğa sevgi, ışık ve bu dünyadaki yaşamın önemli bir parçası
olduğuna dair güveni yollayabileceğinizi zihninizde canlandırın. Küçük çocuğa
sevgi yollarken, daha büyük halinin de yumuşamaya başladığını düşünün.
Gözünüzde canlandırın, çocuğun yetişkin hali açılmaya başlıyor, belki de size
merak ve minnetle bakıyor. Onlar için ne yaptığınızı anlamıyorlar ama sevginizi
hissediyorlar.
Bu çocuğa sevgi yollarken bedeninizdeki
hisleri hissedin. Sıcaklık, rahatlama ve hatta enerji akışını hissedin.
Kendiniz olmak çok iyi hissettiriyor.
Sevgililer, yeryüzünde bir tehdit, baş
belası, canavar veya manyakça saldırgan olarak düşünülen her insanın içinde
yalnız ve incitilmiş bir çocuk vardır. Bir çocuğu inciten her saldırganın
içinde istismar edilmiş bir çocuk vardır. Her bağımlı, hayatın sertliğinden
bunalmış hassas bir çocuk taşır. Her narsistin içinde ilgi için ağlayan bir yalnız
çocuk bulunur. Her manipülatif yalancının içinde gerçeğinden dolayı hor
görülmüş bir çocuk vardır.
Sizi rahatsız edenlerin içindeki yaralı
çocukları sevin, sevgililer. Biz sizden paspas olmanızı, herhangi bir çeşit
istismara veya hatta kabalığa bile izin vermenizi istemiyoruz. Ancak belki de
uzaktan bir yerden doğru, sertlik veya nefret kabuğunun içinde sıkışıp kalmış
acı çeken çocuklara sevgi yollayabilirsiniz. Yetişkin suiistimalcinin içinde
kapatılmış suiistimale uğramış çocukları sevin. Yetişkin bağımlının içinde
bunalmış, ezilmiş minik ruhlara sevgi yollayın. Hiç dayanamadığınız insanların
içindeki karanlığa saplanmış masum kıvılcıma sevginizi yollayın.
İlahi olanın masum kıvılcımı sizin de
içinizde yaşıyor. Diğerlerinin içindeki masum ışığa sevgi yolladığınızda, bu en
büyük öz-sevgi şeklidir. Çünkü her şeyde ve her varlıkta yaşayan Kaynağı ve
Benliği seviyorsunuz. Siz Yaratan’ı seviyorsunuz.
Bu sevgi akışında en derin, en gerçek
BENliğinize bağlanırsınız. Ne olursa olsun herkesin içindeki ışığı ve
masumiyeti sevmeye gönüllü olduğunuzda, dünyanın bütün doğrucu öfkesi,
savunuculuğu ve tepkileriyle hissedeceğinizin çok ötesinde kendi gerçek
benliğinize âşık olursunuz.
Biz 3D dünyada sağlıklı sınırlar
konulmasını teşvik ediyoruz. Size neyin neşe-keyif-coşku verip, neyin vermediği
konusunda berrak bir ayrımınızın olmasını destekliyoruz. Biz aynı zamanda – bu
şekilde insan benliğinizi onurlandırırken – tüm insanların içindeki masum ışığa
ve ruha sevgi yollayarak içerideki ruhu onurlandırmanızı da destekliyoruz.”
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder