28.10.20

İyi ya da Kötü İnsan

İyi insan ya da kötü insan..

Aslında iyi ya da kötü olarak nitelediğimiz insan tanımlamaları “bizim ilginç bakış açımızın” birer mahsulüdür.. Şöyle düşünün; size göre iyi olan birisi, sizin yakınınız olan başka birisine kötü görünüyor olabilir.. İllaki vardır böyle birileri çevrenizde değil mi?
Peki neden böyledir bu durum? Çünkü kişilerle ruhsal kontratlarımızı “ilahi bazı konularımızın çözümleri” temelinde yaparız ve bir konunun mesajını bize görünür kılmak için hayatımızda yer alan birisi bizim çok canımızı yakan olabilirken; başka birisi ile hiç öyle bir kontratı olmadığından onunla gayet pozitif veya nötr ilişkiler sürdürebilir..
Aynı şekilde biz de başkalarının hayatında böylesi çeşitli rollerde olabilir; farklı duygular uyandırabiliriz..

O çok kızdığınız, kırgın olduğunuz insanın düşünün mesela; düşünün ki o da bir zamanlar sizin gibi çocuktu; masumdu; saf sevgiden besleniyordu..
ASLINDA HEPİMİZ BİR VE BÜTÜNÜZ: ne demek bu? Hepimiz ilahi olandan bir parçayız; aynı kaynaktan OLuşum bulmuş; çok kıymetli birer zerreyiz. Yaratılmış her zerre gibi her birimizin görevi; önemi; varlığının değeri çok büyük.. Nasıl ki ötüşüyle, çıkardığı güzel seslerle doğaya pozitif katkı olduğunu düşündüğümüz kuşlar kıymetli ise; bir sürüngen olduğunu düşündüğümüz yılanlar da çok kıymetli. Her birinin ekosistemdeki görevi kıymetli ve önemli; her biri üzerine düşen görevi yapmakta.. Aynı insan türlerinde olduğu gibi: aslında bizim çok kötü diye nitelediğimiz, bize büyük kötülükler yaptığını düşündüğümüz insan aslında düşündüğümüzden çok daha fazla katkı oluyor; bize karşı tutum ve davranışları ile aslında bize bir mesaj vermeye çalışıyor; bir konumuzun çözümü için alan açıyordur; biz bunu bu şekilde hissetmesek de durumun gerçeği budur aslında..
Ne zaman ki; durumları bu şekilde okumaya başlarız; bu bize farkındalık alanı açar işte o noktada o kişinin bize vermeye çalıştığı mesajı alır; kolayca dönüştürür ve hafiflemiş bir şekilde yolculuğumuza devam ederiz..
Peki bu farkındalık adımını nasıl atabiliriz?

Öncelikle birkaç process çalıştıralım mı?
- Yaratılmış her bir zerre ile bir ve bütün OLUŞumu görmemi engelleyen her ne blokaj; engel ve negatif duygu varsa; hepsi yakıp-yıkıp-yok ediyor; yaratımını tüm hücrelerimden iptal ediyorum.
- Bıraktığım bu enerjilerin yerine; benim ve herkesin, ilahi olanın masum birer parçaları olduğumuz bilgeliğini ekiyorum.
Ben ve hepimiz ilahi olanın masum birer parçalarıyız ve her birimizin kendi koşullarımızda görev ve sorumluluklarımızın olduğunu biliyorum.
Diğerlerinin içindeki masum ışığı görüp hissedebilmem için neler mümkün? Bunun için hangi bilinç ve alan olabilirim?
Yaratan’ın (inancınız her ne ise nitelemenizi bu doğrultuda değiştirebilirsiniz) her varlıkta yaşayan ışığını ve benliğini görüyorum; hissediyorum. Ve bu farkındalığımın hediyelerine açılıyorum. Ben Yaradan’ı ve dolayısıyla O’nun her varlıkta yaşayan ışığını seviyorum. Kendimdeki Yaradan Işığı’nı da yükseltiyor; bunun pozitif yaratımına kendimi açıyorum.
- Herkesin içindeki ışığı ve masumiyeti fark edip; sevmem ve herkesin varlığına saygı duymam için neler mümkün?
- Tüm bunların da ötesinde bugüne kadar fark edip; alıp kullanamadığım neler var; ve ben bunları nasıl alıp kullanabilir; bilgeliğimi nasıl aktive edebilirim?
- Eş-titreşimde olmadığım insanlarla vakit geçirmek zorunda olmadığımı; onların kişiliğini sevmek zorunda olmadığımı; davranışlarına bahaneler üretmek zorunda olmadığımı biliyorum; hatırlıyorum.  Onların içindeki ruhu sevebilirim; bu bilgeliğim bu sevgiye alan açabilir ve bu bilinç de benden başlayarak bütüne katkı olur. Ve ben bunu fark ediyorum. Bu farkındalığım ile başta kendimi sonra bütünü aydınlığa çeviren bilince katkı olabiliyorum.  Şükürler olsun..

Ve birkaç gün önce sevgili moralev in paylaştığı şu egzersiz de bu bilinci açılmasına katkı olacaktır:

Sevgi ve Işıkla,

“Bir dakikanızı ayırın. Sizi hayatınızda bir zamanlar rahatsız etmiş olan veya şimdi rahatsız etmekte olan birini düşünün. Tanıdığınız veya sadece haberlerde şahit olduğunuz birisi olabilir. Derinden önemsediğiniz veya bir daha hiç görmek istemediğiniz biri. Bu kişi hakkında düşünmeye bir dakikanızı verin. İlk aklınıza gelene güvenin.

Bunu yaparken bedeninizdeki hisleri hissedin. Belki çenenizde, sırtınıza veya karnınızda oluşan gerginliği fark edin. Huzurlu veya sakin misiniz,  korku dolu ya da öfkeli misiniz, hissedin. En ufak bir yargılama olmadan sadece bunu görün.

Şimdi bu insanı bir çocuk olarak düşünün, kaybolmuş, yalnız, ezilmiş, dövülmüş, suistimal edilmiş veya görmezden gelinmiş. Onları sevgi için ağlayan ama dönecek hiçbir yeri olmayan ufak bir çocuk olarak görün. İçlerindeki karışıklığın ve yalnızlığın acısını hissedin. Böylesine sevilmediğini hisseden o ufaklığa kalbinizin şefkatle açıldığını hissedin.

Şimdi, eğer yapabilirseniz, bu küçük acı çeken çocuğu sizi bu kadar rahatsız eden insanın içinde gördüğünüzü düşünün. Bu çocuğa sevgi, ışık ve bu dünyadaki yaşamın önemli bir parçası olduğuna dair güveni yollayabileceğinizi zihninizde canlandırın. Küçük çocuğa sevgi yollarken, daha büyük halinin de yumuşamaya başladığını düşünün. Gözünüzde canlandırın, çocuğun yetişkin hali açılmaya başlıyor, belki de size merak ve minnetle bakıyor. Onlar için ne yaptığınızı anlamıyorlar ama sevginizi hissediyorlar.

Bu çocuğa sevgi yollarken bedeninizdeki hisleri hissedin. Sıcaklık, rahatlama ve hatta enerji akışını hissedin. Kendiniz olmak çok iyi hissettiriyor.

Sevgililer, yeryüzünde bir tehdit, baş belası, canavar veya manyakça saldırgan olarak düşünülen her insanın içinde yalnız ve incitilmiş bir çocuk vardır. Bir çocuğu inciten her saldırganın içinde istismar edilmiş bir çocuk vardır. Her bağımlı, hayatın sertliğinden bunalmış hassas bir çocuk taşır. Her narsistin içinde ilgi için ağlayan bir yalnız çocuk bulunur. Her manipülatif yalancının içinde gerçeğinden dolayı hor görülmüş bir çocuk vardır.

Sizi rahatsız edenlerin içindeki yaralı çocukları sevin, sevgililer. Biz sizden paspas olmanızı, herhangi bir çeşit istismara veya hatta kabalığa bile izin vermenizi istemiyoruz. Ancak belki de uzaktan bir yerden doğru, sertlik veya nefret kabuğunun içinde sıkışıp kalmış acı çeken çocuklara sevgi yollayabilirsiniz. Yetişkin suiistimalcinin içinde kapatılmış suiistimale uğramış çocukları sevin. Yetişkin bağımlının içinde bunalmış, ezilmiş minik ruhlara sevgi yollayın. Hiç dayanamadığınız insanların içindeki karanlığa saplanmış masum kıvılcıma sevginizi yollayın.

İlahi olanın masum kıvılcımı sizin de içinizde yaşıyor. Diğerlerinin içindeki masum ışığa sevgi yolladığınızda, bu en büyük öz-sevgi şeklidir. Çünkü her şeyde ve her varlıkta yaşayan Kaynağı ve Benliği seviyorsunuz. Siz Yaratan’ı seviyorsunuz.

Bu sevgi akışında en derin, en gerçek BENliğinize bağlanırsınız. Ne olursa olsun herkesin içindeki ışığı ve masumiyeti sevmeye gönüllü olduğunuzda, dünyanın bütün doğrucu öfkesi, savunuculuğu ve tepkileriyle hissedeceğinizin çok ötesinde kendi gerçek benliğinize âşık olursunuz.

Biz 3D dünyada sağlıklı sınırlar konulmasını teşvik ediyoruz. Size neyin neşe-keyif-coşku verip, neyin vermediği konusunda berrak bir ayrımınızın olmasını destekliyoruz. Biz aynı zamanda – bu şekilde insan benliğinizi onurlandırırken – tüm insanların içindeki masum ışığa ve ruha sevgi yollayarak içerideki ruhu onurlandırmanızı da destekliyoruz.”

 


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder